Tenqri
Ana Sayfa
Dünya

Prof. Sergey Glazyev'den çarpıcı açıklamalar: ''NATO'nun amacı...''

Dünya Medeniyetleri Girişimi Araştırma Merkezi (DÜNYAMER) “Dünyada Güvenlik ve NATO” konferansı, Ekonomi Bilimi Doktoru ve Rusya Bilimler Akademisi Üyesi Prof. Dr. Sergey Glazyev’in çarpıcı açıklamalarına sahne oldu. Etkinliğe çevrimiçi olarak bağlanan Glazyev, konuşmasında Kuzey Atlantik Anlaşması

0 görüntülemeulusal.com.tr
Prof. Sergey Glazyev'den çarpıcı açıklamalar: ''NATO'nun amacı...''
Paylaş:

Dünya Medeniyetleri Girişimi Araştırma Merkezi (DÜNYAMER) “Dünyada Güvenlik ve NATO” konferansı, Ekonomi Bilimi Doktoru ve Rusya Bilimler Akademisi Üyesi Prof. Dr. Sergey Glazyev’in çarpıcı açıklamalarına sahne oldu. Etkinliğe çevrimiçi olarak bağlanan Glazyev, konuşmasında Kuzey Atlantik Anlaşması Örgütü'nün (NATO) kuruluş felsefesinden günümüzdeki genişleme politikalarına, küresel ekonomik güç dengelerinin Asya'ya kayışından ABD'nin biyolojik faaliyetlerine kadar geniş bir yelpazede iddialarda bulundu NATO'nun tarihi misyonuna değinerek sözlerine başlayan Rus profesör, ittifakın Sovyetler Birliği'ne karşı saldırgan bir temelde inşa edildiğini dile getirdi. Glazyev, ''Mesele şu ki Kuzey Atlantik Anlaşması Örgütü daha en başından itibaren Sovyetler Birliği'ne ve Sovyet bloğuna karşı kurulmuştur. Varşova Paktı ise ancak NATO kurulduktan sonra oluşturulmuştur. Dolayısıyla Varşova Paktı, Sayın Churchill'in Sovyetler Birliği'ne karşı soğuk savaşı ilan ettiği meşhur konuşmasının ardından Washington'ın başlattığı hamlelere Sovyet bloğunun verdiği bir tepkiydi. NATO hiçbir zaman bir savunma örgütü olmadı. Kurulduğu ilk günden itibaren bunun saldırgan bir örgüt olduğu açıktı. Amacı Sovyetler Birliği üzerinde soğuk savaş baskısını sürdürmekti." ifadelerini kullandı Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla birlikte Soğuk Savaş dinamiklerinin değiştiğini ancak NATO'nun faaliyetlerine son vermediğini aktaran Glazyev, Doğu Avrupa ülkelerinin ittifaka dahil edilme sürecini eleştirdi. Batılı liderlerin dönemin SSCB Devlet Başkanı Mihail Gorbaçov'a verdikleri sözleri tutmadığını belirten Glazyev, genişleme politikasının arka planını şöyle özetledi: "Sovyetler Birliği çöktüğünde NATO doğuya doğru genişlemeye başladı. Bu daha en başından itibaren son derece tuhaftı. Her şeyden önce NATO komünist imparatorluğa karşı kurulmuştu. Komünist imparatorluk çökmüştü. Doğu Avrupa ülkeleri Sovyetler Birliği'nden tam bağımsızlıklarını kazanmıştı. Sovyetler Birliği artık mevcut değildi. Buna rağmen NATO Varşova Paktı gibi ortadan kalkmadı. Faaliyetlerini sürdürdü. Dahası faaliyetleri giderek daha saldırgan bir hal aldı. Batılı ülkelerin siyasi liderlerinin SSCB Devlet Başkanı Gorbaçov'a NATO'nun genişlemeyeceği yönünde verdikleri taahhütlere rağmen bu süreç devam etti. Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ve Gorbaçov'un görevinden ayrılmasının hemen ardından bütün bu taahhütler ihlal edildi ve NATO Doğu Avrupa ülkeleri ile Baltık devletlerine kendi bünyesine katılmaları yönünde baskı yapmaya başladı." Bu politikanın temelinde Doğu Avrupa ülkelerinin bağımsız bir siyaset yürütme tecrübesine sahip olmamasının yattığını savunan Glazyev, yeni devletlerin ekonomik ve askeri politikalar üretemediklerini söyledi. Glazyev, "Tek hedefleri Batı ülkelerine ve Avrupa Birliği'ne katılmaktı. Onların düşüncesi yeni kazandıkları bağımsızlığı Brüksel'e devrederek Avrupa pazarının bir parçası olmaktı. Ancak Avrupa Birliği'ne katılmadan önce Washington tarafından alınmış bir karar vardı. Önce NATO'ya üye olmaları gerekiyordu. Ancak NATO'ya katıldıktan sonra Avrupa Birliği'ne girebilirlerdi. Böylece siyasi baskıyla NATO'ya katılmaları sağlandı ve NATO yalnızca eski Varşova Paktı ülkelerini değil, Baltık ülkelerini de bünyesine kattı." dedi NATO'nun, komünizm sonrası dönemde neden güçlenmeye ve genişlemeye devam ettiğine dair soruların cevapsız kaldığını ifade eden Glazyev, asıl hedefin Rusya Federasyonu'nu yenilgiye uğratmak olduğunu belirtti. Rusya'nın Batı için artık bir düşman olarak görülmediği bir dönemde bu durumun tuhaflığına dikkat çeken Glazyev, stratejinin mimarı olarak Zbigniew Brzezinski'yi işaret etti. Kimsenin inanmadığı bu distopik senaryonun son on yılda Amerikan stratejisinin temeli haline geldiğini savunan akademisyen, planın beş aşamasını şu sözlerle anlattı: "Birinci aşama, Brzezinski'nin Ukrayna'yı kontrol altına alma ve Ukrayna'yı Rusya karşıtı bir ülkeye dönüştürme hayaliydi. Bu NATO sayesinde gerçekleşti. NATO müdahale etti. Özellikle Amerikan, İngiliz ve Alman istihbarat servisleriyle siyasetçileri Ukrayna'nın iç siyasetine derin biçimde müdahale ettiler. Ukrayna en başından itibaren batı destekli çeşitli sivil toplum kuruluşlarının yoğun baskısı altındaydı. Amerika Birleşik Devletleri, Britanya ve Almanya Rusya karşıtı unsurları finanse ettiler. Ukrayna'da kendilerine bağlı Rusya karşıtı bir siyasi elit oluşturmaya çalıştılar. Ne yazık ki bunda başarılı oldular. Çünkü Rusya bu tehditlere karşı hiçbir karşılık vermedi. Böylece Brzezinski'nin Ukrayna'yı kontrol altına alma ve onu Rusya karşıtı bir devlete dönüştürme fikri gerçekten hayata geçirilmiş oldu." Planın ikinci aşamasının Avrupa'yı Rusya'dan koparmak olduğunu belirten Glazyev, Rus düşmanlığına yakalanan Avrupalı elitlerin, kıtayı büyük bir ekonomik krizin içine sürüklediklerini kaydetti. Avrupa Birliği'nin Rus enerji kaynaklarını reddetmesinin rekabetçiliği bitirdiğini belirten profesör, diğer aşamaları ise şöyle sıraladı: "Brzezinski planının üçüncü aşaması Rusya'da bir devrim gerçekleştirmekti. Plan şuydu: Rusya batıdan izole edildikten ve kapsamlı mali yaptırımlar uygulandıktan sonra Rus oligarkları Ukrayna'daki benzerleri gibi hareket edeceklerdi. Böylece batılı ülkelere, özellikle Amerika Birleşik Devletleri ile Britanya'ya Rusya'da bir tür darbe organize etmeleri konusunda yardım edecekler ve Rusya Federasyonunda Amerika yanlısı bir hükümet kurarak Çin'i tecrit edeceklerdi. Bu çılgın planın dördüncü aşaması İran'ı yenilgiye uğratmaktı. Bunun nasıl uygulanmaya çalışıldığını görüyoruz. Son olarak beşinci aşama ise Çin'i tecrit etmek, Çin'de kıtlık yaratmak ve Çin Komünist Partisi iktidarını devirmekti." Batı'nın planlarının başarısızlığa uğradığını ve Rusya'nın yaptırımlar karşısında daha verimli bir güce ulaştığını kaydeden Glazyev, "Amerikan yaptırımlarının tek sonucu Rusya'nın ekonomik ilişkilerini doğuya yönlendirmesi olmuştur. Artık Amerikan dolarını ya da Sterlin'i kullanmıyoruz. Yalnızca ulusal para birimlerimizi kullanıyoruz." ifadelerini kullandı. Sadece üç yıl içinde ülke ekonomisini Asya'ya yönlendirdiklerini vurgulayan Glazyev, on yıl önce Avrupa Birliği ile gerçekleşen büyük ticaretin yerini bugün Çin'in aldığını, dünya ekonomisinin merkezinin de Çin'e kaydığını belirtti Glazyev, son beş yıl içinde 'Pax Americana'nın (Amerikan Barışı) çöküşüne tanıklık edildiğini bildirdi. İran karşısında uğranan yenilginin bu çöküşü açıkça ortaya koyduğunu belirten Glazyev, "Amerika artık bir süper güç değildir." tespitinde bulundu. ABD'nin antidemokratik seçim süreçleri yaşayarak demokrasi örneği olma iddiasını yitirdiğini, uluslararası hukuk düzenini ve Dünya Ticaret Örgütü'nü işlevsiz hale getirerek ahlaki liderliğini de kaybettiğini vurguladı Amerikan yüzyılını temsil eden sermaye birikimi döngüsünün, tıpkı yüzyıl önce Britanya İmparatorluğu'nun ve ondan önce Hollanda üstünlüğünün sona ermesi gibi doğal sınırlarına ulaştığını söyleyen Glazyev, Prof. Giovanni'nin yüzyıllık döngü teorisine atıfta bulundu Dünyanın yeni merkezinin Doğu ve Güney Asya'ya kaydığını ve önümüzdeki 20-30 yıl boyunca küresel büyümeye Çin ile Hindistan'ın yön vereceğini öngören Glazyev, iki ülkenin ekonomik modellerini karşılaştırdı. Çin'in komünist, Hindistan'ın ise demokratik yapıda olmasına rağmen her iki ülkenin anayasasında da halkın ve toplumun çıkarlarının özel çıkarlardan üstün tutulduğunu belirten profesör, "Böylece önceki döneme benzeyen yeni iki kutuplu bir dünyaya tanıklık ediyoruz. Geçmişte Soğuk Savaş döneminde Sovyetler Birliği ile Amerika Birleşik Devletleri vardı. Bugün ise bir tarafta dünya lideri Çin'i, diğer tarafta yükselen yeni bir dünya gücü olan Hindistan'ı görüyoruz." dedi Amerika Birleşik Devletleri'nin bir daha küresel liderliğe oturamayacağını iddia eden Glazyev, geçmişteki Soğuk Savaş dinamiklerine atıfta bulunarak yeni iki kutuplu sistemi şöyle özetledi: "Elbette bu çılgın Amerika politikası başarılı olmayacaktır. Amerika bir daha asla dünyanın lideri olmayacaktır. Ekonomik büyümenin, yeni yönetim sistemlerinin ve yenilikçi faaliyetlerin lideri artık Çin'dir. Hindistan da Çin'e yaklaşarak yeni iki kutuplu dünya ekonomik düzenini oluşturmaktadır. Hindistan'da da ülkenin demokratik bir sisteme sahip olmasına ve Çin'in Komünist Partisi tarafından yönetilmesine rağmen oldukça benzer bir ekonomik yönetim modeli bulunmaktadır. Böylece önceki döneme benzeyen yeni iki kutuplu bir dünyaya tanıklık ediyoruz. Geçmişte Soğuk Savaş döneminde Sovyetler Birliği ile Amerika Birleşik Devletleri vardı. Bugün ise bir tarafta dünya lideri Çin'i, diğer tarafta yükselen yeni bir dünya gücü olan Hindistan'ı görüyoruz." Asya ülkelerinin yönetim biçimleri farklı olsa da ekonomik ideolojilerinin aynı temele dayandığını vurgulayan Glazyev, "Çin komünisttir. Hindistan ise demokratiktir. Ancak asıl önemli nokta şu ki her iki ülkenin de anayasasında ortak çıkarlar önceliktir. Hindistan'da daha demokratik nitelikte benzer bir sosyalist gelenek bulunmaktadır. Buna rağmen hem Çin'in hem Hindistan'ın anayasaları halkın ve toplumun çıkarlarını özel çıkarlardan üstün tutmaktadır. Böylece dünya ekonomisi için tamamen farklı bir ideolojik temel ortaya çıkmaktadır. Bu sistem ortak çıkarlara ve ortak yatırımlara dayanmaktadır. Yeni ekonomik anlayışın temel fikri bütün ülkelerin ekonomik işbirliğinde kazan-kazan ilkesi doğrultusunda hareket etmesi, rekabet üstünlüklerini birleştirerek yeni büyüme fırsatları yaratmasıdır. Amerikan liderliği liberal ekonomik düzene dayanan eski modeliyle artık işlememektedir." dedi Doğu ülkelerinin çok taraflı işbirliği ağları kurduğunu hatırlatan profesör, Batı'nın saldırgan politikalarının bu yeni düzen karşısında çökeceğini aktardı: "Ekonomik işbirliğinin yeni modeli ortak yatırımlardır. Sözünü ettiğim doğu ülkelerin tamamı Çin, Hindistan, Endonezya, Avrasya Ekonomik Birliği, Şanghay İşbirliği Örgütü ve Asya'daki diğer bütünleşme yapıları ortak çıkarlara dayanan açık, çok taraflı ve özgür nitelikte bir uluslararası işbirliği düzenini sürdürmeye çalışmaktadır. NATO'nun saldırgan politikası bütün bu eğilimlerle çelişmektedir. Hiç kuşku yok ki Amerikalılar 10 yılı aşkın bir süre önce Çin'e karşı ticaret savaşı olarak başlattıkları, ardından Rusya'ya karşı mali savaşa dönüştürdükleri ve bugün Ukrayna üzerinden Rusya'ya ve aslında bütün insanlığa karşı yürüttükleri bu savaşı kaybedeceklerdir." Bundan 15 yıl önce "Son Dünya Savaşı: Amerika Birleşik Devletleri Başlatıyor ve Kaybediyor" adlı bir kitap yazdığını hatırlatan Rus akademisyen, bugün sadece ABD'nin değil bütün NATO bloğunun kaybettiğini belirtti. Batılı liderlerin mevcut tutumunu sözlerle eleştiren Glazyev, şu ifadeleri kullandı: "Ne yazık ki bugün Avrupa'daki batılı liderler adeta geçmişin Nazi anlayışını yeniden canlandırmaktadır. 85 yıl önce Hitler'in Sovyetler Birliği'ne saldırırken yapmaya çalıştığını bugün gerçekleştirmeye çalışmaktadırlar. Hiç kuşku yok ki NATO'nun ve Avrupa'nın Rusya'ya yönelik bu saldırganlığı da yine yenilgiye uğrayacaktır. Çünkü bu saldırganlığın ne ahlaki ne de tarihsel herhangi bir meşruiyeti yoktur. Tek amaçları bütün dünyayı kontrol etmektir." Yeni hedefin yapay zeka ve bilgi teknolojileri ile toplum üzerinde tam bir denetim kurmak olduğunu ifade eden Glazyev, "Trump'ın çevresindeki insanlar gerçekten de bilgi teknolojileri aracılığıyla bütün dünyayı ve tek tek bütün insanları kontrol etmek istemektedirler. Bu da bir ütopyadır." diyerek bu durumun insanlık için büyük bir tehdit oluşturduğunu vurguladı Yeni hedefin yapay zeka ve bilgi teknolojileri ile toplum üzerinde tam bir denetim kurmak olduğunu ifade eden Glazyev, "Trump'ın çevresindeki insanlar gerçekten de bilgi teknolojileri aracılığıyla bütün dünyayı ve tek tek bütün insanları kontrol etmek istemektedirler. Bu da bir ütopyadır." diyerek bu durumun insanlık için büyük bir tehdit oluşturduğunu vurguladı. Glazyev, ''Amerikan ve NATO saldırganlığından kaynaklanan bu tehditleri etkisiz hale getirmek için bence bir savaş karşıtı koalisyon oluşturmalıyız. Bu savaş karşıtı koalisyon iki temel ilke üzerinde kurulabilir." dedi Kurulacak koalisyonun ilk aşamasını açıklayan Glazyev, Amerikan teknolojilerine tam ambargo uygulanması gerektiğini bildirdi: "İnsanlığa karşı savaşı sürdüren ülkelerin bilgi teknolojileri yapay zeka dahil olmak üzere kullanmamalıdır. Bilgi alanında teknolojilerin terör amacıyla kullanılmasını öngören uluslararası bir anlaşma hazırlamıştık. Bilgi teknolojileri alanında terörizme karşı bu anlaşmayı imzalamayı reddeden tek ülke Amerika Birleşik Devletleri'dir. Siber terörizme karşı hazırlanan bu sözleşme dünyanın büyük çoğunluğu tarafından desteklenmektedir. Ancak uluslararası siber terörizmle mücadele sözleşmesini desteklemeyen tek ülke yine Amerika Birleşik Devletleri'dir. Çünkü Amerika Birleşik Devletleri bilgi teknolojileri alanındaki bir numaralı teröristtir. Dolayısıyla bilgi sistemlerimizi siber terörizmden korumak için bu sözleşmeyi imzalamaya hazır olmayan ülkelere karşı ambargo uygulamalıyız. Amerikan bilgi teknolojilerini kullanmamalıyız. Ülkelerimizi bu saldırganlıktan korumanın tek yolu budur." Koalisyonun ikinci prensibi olarak biyolojik silahlara karşı mücadeleyi gösteren Rus akademisyen, tüm dünyayı felç eden Covid-19 pandemisi hakkında çok çarpıcı iddiaları dile getirerek "İkinci öneri ise biyolojik silahların kullanımına karşı birlikte hareket etmektir. Bugün artık Covid salgınının Amerikan laboratuvarlarında üretildiği açıkça görülmektedir. CIA ve diğer Amerikan istihbarat yapıları koronavirüsün oluşturulmasını finanse etmiş ve organize etmiştir. Bu nedenle Amerikalıların ve NATO'nun dünyanın dört bir yanında biyolojik laboratuvarlar işletmesine izin vermemeli, buna müsaade etmemeliyiz. Ülkelerimizi biyolojik terörizmden korumalıyız. Bunlar gerçek tehditlerdir. Aynı şekilde Ukrayna'daki Amerikan ve NATO saldırganlığını da gerçek bir tehdit olarak görmeliyiz. Bu nedenle NATO'nun doğuya doğru saldırganlığının daha fazla tırmanmasını önlemek ve insanlığı yeni bir askeri felaketten kurtarmak için güçlerimizi birleştirmeliyiz." ifadeleriyle konuşmasını tamamladı

Diğer Haberler

Prof. Sergey Glazyev'den çarpıcı açıklamalar: ''NATO'nun amacı...'' | Tenqri