Çorap örücüler / Türkler Orta Doğu’yu nasıl kaybetti - Kıbrıs Gazetesi - Kıbrıs Haber, KKTC Son Dakika ve Gündem Haberleri
ÇORAP ÖRÜCÜLER: Hristodulidis Rejimi memerandum peşinde… Hiç boş durmuyorlar gerçekten… Hristodulidis Rejimi, lobilerini ve kulisleri ısrar ve inatla kullanarak başımıza çoraplar örmekte bir an bile boş durmuyor… Avrupa Konseyi Delegeler Komitesi’nin, odağına Taşınmaz Mal Komisyonu’nun işlevsizli
ÇORAP ÖRÜCÜLER: Hristodulidis Rejimi memerandum peşinde… Hiç boş durmuyorlar gerçekten… Hristodulidis Rejimi, lobilerini ve kulisleri ısrar ve inatla kullanarak başımıza çoraplar örmekte bir an bile boş durmuyor… Avrupa Konseyi Delegeler Komitesi’nin, odağına Taşınmaz Mal Komisyonu’nun işlevsizliğini aldığı mülkiyet konusundaki o kararı tabii ki aleyhimizedir…Bizim tamamen iç sorunlarımıza ve bilhassa seçim çalışmalarına kilitlendiğimiz bu sürçte, Hristodulidis Rejimi şimdi o karar üzerinden giderek sessiz ve derinden bir diplomasi yürütüyor… Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nden (AİHM) arzuladıkları kararları çıkarabilme adına seferber olmuş durumdadırlar AİHM’in Taşınmaz Mal Komisyonu ile ilgili kararını geri aldırtmaya endekslenen o diplomasiye, Avrupa Parlamentosu’nun olumsuz vurgularla yüklü son Türkiye Raporu da ivme ve güç kazandırdı… Yoğun diplomasi sessiz ve derinden sürdürülürken bu aşamada nasıl bir sonucun peşinde olduklarını ise asla gizlemiyorlar… KKTC’deki taşınmaz Rum malları ile ilgili Avrupa güdümlü bir memerandumun peşindedirler… Avrupa’dan tetikleyecekleri güdümlü füzeyi üstümüze koordinatlamaya çalışıyorlar… AİHM’den böylesi bir memerandum kararı çıkarmayı başarırlarsa KKTC’deki hiçbir Rum taşınmazına çivi bile çakılamayacak… Çakılması halinde, tazminat davaları da zincirleme gelecek… Memerandum kıskacı sadece TC ve KKTC devletlerini değil, elinde Rum’dan kalma taşınmaz mal bulunan KKTC’deki her bireyi de çok yakından ilgilendirir… İçimizde kol gezen Rum istihbaratının tüm o bireylerin tam listesini hazırladığından emin olabiliriz… Rum’dan kalma tek karış toprak üzerinde oturanlarımız bile, adresleriyle birlikte teker teker o listeye işlenmiştir… Diyeceğim o ki, biraz da bu gelişmelerle ilgilenip bir şeyler yapsak… Hiç değilse TMK’da Avrupa organlarına hoş görünecek bazı işlevlere yönelsek… İyi olmaz mı gerçekten? İçimize atılmaya çalışılan o füzelere karşı bir savunmamız, bir koruyucu şemsiyemiz, bir bir refleksimiz olmalı… Edilgenlik hiç de iyi gelmeyecek bize… TÜRKLER ORTA DOĞU’YU NASIL KAYBETTİ: Nasıl olacak?.. Araplar sahte paralarla, Orta Doğu muhafızı Türk askerleri de sahte belgelerle kandırıldı! Bizim sinemalarda gösterilmeyen “Queen Of The Desert” (Çöl Kraliçesi) adlı o filmi en sonunda bir televizyon kanalının sinema kuşağında şans eseri yakaladım… Ve Orta Doğu sorunlarının yine gündemin baş sıralarında olduğu bu süreçte, büyük dikkatle ve tahlil ederek izledim… Werner Herzog tarafından senaryosu yazılan ve yönetilen 2015 yapımı bu Amerikan epik biyografik drama filminin konusu mu?.. İngiliz gezgin, yazar, arkeolog, kaşif, haritacı ve adına “siyasi memur” denilen 1868 Londra doğumlu, İngiliz kadın casus Gertrude Bell’in yaşamına ve Orta Doğu serüvenine dairdir… Bell karakterini filmde Nicole Kidman canlandırdı… Adı Casus Lawrence’la birlikte anılan ve zengin soylu bir İngiliz ailesinden gelen Bell, gizemini günümüze dek koruyan bilgili, kibirli, erkeksi ve cüretkâr bir kadın karakter… Yaşadığı dönemde kadınlar pek eğitim görmüyordu… O nedenle, kadınların oy hakkı olmaması gerektiğini, genç yaşta öldüğü güne dek savundu… Güç ve serüven meraklısı bu yalnız kadını, ihtirasları; 1914’te Kahire’de Lawrence ve diğer arkeolog casuslarla birlikte meşhur Arap Bürosu’nu kurmaya kadar sürükler… “Orta Doğu’daki ülkelerin sınırlarını çizen kadın” olarak da bilinir… 1926’da 58 yaşında Bağdat’taki sarayında öldü ve kraliçelere özgü bir cenaze töreninin de öznesi oldu… Arap Bürosu’nun çalışmalarına da odaklanan filmde, Osmanlı İmparatorluğuna karşı Arap kabilelerinin kışkırtılmasında pek de öyle üstün zekâlı bir casusluk performansının yürütülmediği adeta ifşa ediliyor… Arapları ilkel ve cahil topluluklar olarak gören İngilizler, Türk egemenliğini, petrol yatağı Orta Doğu’dan silmeyi hedefleyen bu faaliyetlerinde kendi paralarını bile kullanmadılar… Milyonlarca Osmanlı kuruşunu darphanelerinde basarak Arap güruhlara çil çil dağıttılar… Nitekim bu kışkırtıcı rüşvet paraların sahte olduğu çok ünlü “Lawrence Of Arabia” filminin bir sahnesinde Anthony Quinn’in unutulmaz yorumuyla da yansıtılır… Bir başka sahteliğe de, Gertrude Bell’in çölün en kritik bölgelerine Türk askeri hatlarını aşarak nasıl girebildiği anlatılırken tanık olunuyor… Kadının elinde, Osmanlı Sarayı tarafından verildiği şeklinde İstanbul’daki sahtekârlar tarafından hazırlanan bir belge vardır… Ferman misali o sahte belgeyi gören Türk askerleri İngiliz casus kadına selam da duruyorlar… Onunla hatıra fotoğrafı çektirmekle kalmıyor, bölgedeki askeri durumlar hakkında bilgi de veriyorlar kurnazca kurgulanan o çöl sohbetleri sırasında …


