Tenqri
Ana Sayfa
Dünya

Petrol hâlâ önemli ama kaderi belirlemiyor - ARAŞTIRMA

Hürmüz Boğazı'nda yaşanacak bir füze, drone patlaması ya da askeri olay, sadece Ortadoğu'da değil, tüm dünyada akaryakıt fiyatlarını değiştirebilir. Son haftalarda İsrail-İran çatışmasının yarattığı gerilim ve petrol fiyatlarındaki artış birçoğumuza 1970'lerdeki meşhur enerji krizini hatırlattı. O d

0 görüntülememodern.az
Petrol hâlâ önemli ama kaderi belirlemiyor - ARAŞTIRMA
Paylaş:

Hürmüz Boğazı'nda yaşanacak bir füze, drone patlaması ya da askeri olay, sadece Ortadoğu'da değil, tüm dünyada akaryakıt fiyatlarını değiştirebilir. Son haftalarda İsrail-İran çatışmasının yarattığı gerilim ve petrol fiyatlarındaki artış birçoğumuza 1970'lerdeki meşhur enerji krizini hatırlattı. O dönemde petrol piyasasında yaşanan şoklar dünya ekonomisinin yıllarca enflasyon ve durgunlukla karşı karşıya kalmasına neden olmuştu Ancak ilginç olan şu ki, günümüzde benzer jeopolitik riskler mevcutken, dünya ekonomisi artık eskisi kadar kırılgan görünmüyor. Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) son analizi de bunu doğruluyor. Fon, küresel ekonominin son 50 yılda enerji şoklarına karşı direncini önemli ölçüde artırdığına inanıyor 1973 krizi neden bu kadar yıkıcıydı? 1973 yılında Arap ülkelerinin İsrail'i destekleyen ülkelere uyguladığı petrol ambargosu dünya ekonomisinde büyük bir şok yarattı. OPEC'in kararının ardından petrol fiyatı sadece birkaç ay içinde neredeyse dört katına çıktı ABD'de benzin istasyonları önünde kilometrelerce kuyruk oluştu. Avrupa'nın pek çok ülkesinde pazar günleri araç kullanımı kısıtlandı, sokak aydınlatmaları azaltıldı. İmalat maliyetleri yükseldi, enflasyon rekor seviyelere ulaştı ve dünya ekonomisi uzun süredir "stagflasyon" olarak adlandırılan, aynı zamanda yüksek enflasyon ve zayıf ekonomik büyümenin olduğu bir döneme girdi 1979'daki İran İslam Devrimi de ikinci büyük petrol şokuna yol açarak enerji piyasasındaki belirsizliği daha da artırdı Dünya artık eskisi gibi değil Bugün ise durum tamamen farklıdır. IMF, dünya ekonomisinin son yarım yüzyılda enerji açısından çok daha verimli hale geldiğini belirtiyor. 1970'lerde belirli bir miktarda GSYİH üretmek için iki kat daha fazla enerji gerekiyordu, şimdi aynı ekonomik çıktıyı üretmek için daha az enerji gerekiyor Bunun temel nedenleri teknolojik gelişme, üretim süreçlerinin optimizasyonu, dijitalleşme ve hizmet sektörünün ekonomideki payının artmasıdır. Yani ekonomik büyüme artık eskisi kadar petrole bağlı değil Enerji kaynaklarının çeşitlenmesi oyunun kurallarını değiştirdi Dünya ekonomisinin enerji şoklarına karşı daha dirençli olmasının bir diğer önemli nedeni de enerji kaynaklarının eskisine göre daha fazla çeşitlendirilmesidir. 1973'te küresel enerji tüketiminin neredeyse yarısını petrol oluşturuyordu, bugün bu gösterge üçte birden az. Bu değişiklik tesadüfi değildir. Son yıllarda doğal gazın kullanımı yaygınlaştı, nükleer enerji gelişti, güneş ve rüzgar enerjisi dünyanın en hızlı büyüyen enerji kaynakları haline geldi. Aynı zamanda elektrikli otomobil sayısının hızla artması ulaştırma sektöründe petrole olan bağımlılığı giderek azaltıyor Uluslararası Enerji Ajansı'nın (IEA) verileri de küresel enerji sektöründe son yıllarda en büyük büyümenin yenilenebilir enerji kaynaklarının payında olduğunu gösteriyor. Sonuç olarak dünya ekonomisi artık sadece petrole dayalı bir sistem değil. Bugün petrol fiyatlarında yaşanan her yükseliş piyasalarda kaygı yaratsa da ekonomiye etkisi 40-50 yıl önceki kadar yıkıcı değil. Çünkü ülkelerin alternatif enerji kaynakları var ve bu alternatifler küresel ekonomi için ek bir güvenlik yastığı görevi görüyor Hürmüz Boğazı neden bu kadar önemli? Ancak Hürmüz Boğazı dünya enerji piyasasının en hassas noktalarından biri olarak önemini hâlâ koruyor. Basra Körfezi'ni Umman Körfezi üzerinden açık denize bağlayan bu dar su yolu, küresel enerji ticaretinin ana arterlerinden biri olarak kabul ediliyor. Dünyanın deniz yoluyla taşınan ham petrolünün yaklaşık dörtte biri ve sıvılaştırılmış doğal gazın çoğu bu rotadan geçmektedir. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Irak ve Katar gibi büyük enerji ihracatçıları dünya pazarına ulaşmak için çoğunlukla bu boğazı kullanıyor Bu nedenle bölgede herhangi bir askeri gerginlik ya da trafik kısıtlaması haberi piyasalara anında yansıyor. Yatırımcılar petrol arzının azalma ihtimalini önceden fiyatları hesaba katmaya başlıyor. Boğazın kapanması gerçekleşmese bile böyle bir riskin ortaya çıkması petrol fiyatlarını artırmaya ve enerji piyasasındaki belirsizliği artırmaya yetiyor. Bu nedenle Hürmüz Boğazı sadece Ortadoğu açısından değil, küresel ekonominin istikrarı açısından da stratejik önem taşıyor. önemli noktalardan biri olarak kabul ediliyor Ancak tüm ülkeler eşit derecede etkilenmiyor Ancak petrol fiyatlarındaki artış her ülkede aynı etkiyi yaratmıyor. Burada belirleyici rol oynayan temel faktörlerden biri ülkelerin enerji ithalatına ne kadar bağımlı olduklarıdır. Örneğin Japonya, Hindistan ve Güney Kore gibi büyük petrol ithalatçıları fiyat artışını daha acı hissediyor. Çünkü enerji pahalılaştıkça üretim maliyetleri artıyor, ulaşım ve lojistik pahalılaşıyor, bunun sonucunda enflasyon hızlanıyor ve dış ticaret dengesi üzerindeki baskı artıyor Bir diğer önemli faktör ise devletlerin mali yetenekleridir. Güçlü mali rezervlere sahip ülkeler, akaryakıt sübvansiyonları, vergi indirimleri ve sosyal destek paketleri yoluyla fiyat artışlarının etkisini bir dereceye kadar hafifletebilmektedir. Mali kaynakları sınırlı olan devletler aynı durumda hem iş dünyasını hem de nüfusu korumayı zor buluyor. Bu nedenle küresel piyasada yaşanan aynı olay, bir ülkede fiyat artışına yol açarken, başka bir ülkede ekonomik büyümenin zayıflamasına, yüksek enflasyona ve hatta toplumsal gerilime yol açabiliyor. Dünya ülkelerinin yüzde 80'inden fazlasının net petrol ithalatçısı olduğu dikkate alındığında bu riskin büyüklüğü daha da netleşiyor Bu Azerbaycan için ne anlama geliyor? Azerbaycan'da durum biraz farklı. Ülke enerji ihracatçısı olduğundan petrol fiyatındaki artış kısa vadede ekonomiye bazı avantajlar yaratıyor. Böyle dönemlerde devlet bütçesine gelen gelirler artar, Devlet Petrol Fonu'nun gelirleri artar, döviz rezervleri güçlenir ve dış ticaret dengesi iyileşir. Bu, hükümete ekonomik ve sosyal programların finansmanı için ek fırsatlar sağlar Ancak meseleye sadece bu açıdan bakmak doğru değildir. Azerbaycan aynı zamanda çok sayıda tüketim malı, ekipman ve sanayi ürünü ithal eden bir ülkedir. Artan küresel enerji fiyatları ulaştırma maliyetlerini artırırken, bu durum sonuçta ithal ürünlerin fiyatlarına da yansıyor. Yani petrol fiyatındaki artış bütçeye ek gelir getirse de enflasyon riskini de artırıyor. Bu nedenle uzun vadede ekonominin istikrarı petrol fiyatına değil, petrol dışı sektörün gelişmesine, üretimin genişlemesine ve ekonominin çeşitlendirilmesine bağlı olacaktır Geleceğin kazananları kim olacak? Son yıllarda yaşanan jeopolitik olaylar, 21. yüzyılda ekonomik gücün kriterlerinin değiştiğini gösteriyor. Bir zamanlar doğal kaynaklar devletlerin temel avantajı olarak düşünülürken, günümüzde bu kaynakların nasıl kullanılacağı daha büyük önem taşımaktadır. Enerjiyi verimli kullanan, inovasyona yatırım yapan, yüksek teknoloji geliştiren, ekonomisini çeşitli alanlarda çeşitlendiren ülkeler küresel krizlere daha hazırlıklı oluyor Günümüzde ulusal güvenlik kavramı da önceki içerikten önemli ölçüde farklıdır. Artık mesele sadece askeri güç değil. Enerji güvenliği, gıda güvenliği, dijital altyapının dayanıklılığı, siber güvenlik ve sağlam maliye politikası devletlerin dayanıklılığını belirleyen temel faktörler haline geldi. Bu anlamda geleceğin kazananları sadece enerji kaynakları zengin ülkeler değil, değişen dünyaya en hızlı uyum sağlayan ve küresel riskleri önceden yönetebilen ülkeler olacaktır

Kaynak: modern.az

Diğer Haberler

Neft hələ də vacibdir, amma taleləri o müəyyən etmir - ARAŞDIRMA | Tenqri