Tenqri
Ana Sayfa
Dünya

NATO'nun geleceği için üç senaryo: Prof. Dr. Fouad Izadi'den çok çarpıcı tespit!

Dünya Medeniyetleri Girişimi Araştırma Merkezi tarafından düzenlenen "Dünyada Güvenlik ve NATO" başlıklı konferansta konuşan Tahran Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fouad Izadi, NATO’nun küresel politikalarına ve askeri müdahalelerine yönelik çarpıcı açıklamalarda bulundu

0 görüntülemeulusal.com.tr
NATO'nun geleceği için üç senaryo: Prof. Dr. Fouad Izadi'den çok çarpıcı tespit!
Paylaş:

Dünya Medeniyetleri Girişimi Araştırma Merkezi tarafından düzenlenen "Dünyada Güvenlik ve NATO" başlıklı konferansta konuşan Tahran Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fouad Izadi, NATO’nun küresel politikalarına ve askeri müdahalelerine yönelik çarpıcı açıklamalarda bulundu Prof. Dr. Izadi, NATO'nun kuruluş amacından saparak küresel bir saldırı gücüne dönüştüğünü, Sovyetler Birliği'nin dağılma sürecinde verilen sözlerin tutulmadığını ve ittifakın etki alanını Avrupa dışına taşıyarak bağımsız ülkeleri kuşatmaya çalıştığını belirtti. NATO'nun tarihsel sürecini analiz eden ve ittifakın 1991 sonrası savunma konseptinden çıktığını anlatan Prof. Dr. Izadi, NATO'nun öncelikli gayesi bir savunma örgütü olmaktı. Ancak gerçeğe baktığımız zaman savunmayla ilgili hiçbir şey yapmıyorlar; tam aksine farklı tür saldırılarla iştigal ediyorlar. Sovyetler Birliği'nin çöküşü sırasında, 'NATO bir santimetre bile doğuya ilerlemeyecek' sözünü vermişlerdi. 1990 yılında dönemin ABD Dışişleri Bakanı James Baker'ın Gorbaçov'a söylediği şey tam olarak buydu. Bu sözlerini tuttular mı? Hayır, tutmadılar. Son 35 yıldır Bosna'dan Afganistan'a, Kosova'dan Libya'ya ve Ukrayna'ya kadar birçok bölgede saldırıda bulunuyorlar." ifadelerini kullandı NATO'nun müdahalelerinin insani ve ekonomik boyutlarına da dikkat çeken Izadi, özellikle Afganistan'daki yıkımın altını çizdi. Savaşların maliyetinin sıradan vatandaşlara yüklendiğini belirterek şu ifadeleri kullandı: "Afganistan'daki 20 yıllık müdahalenin ve saldırıların sonunda en iyimser rakamlarla 241 bin sivil hayatını kaybetti ve 2.3 milyar dolarlık bir kaynak harcandı. Bu devasa maliyet, doğrudan Amerikalı vergi mükelleflerinin cebinden çıkıyor. Bu durum ne vergileriyle bu savaşları finanse etmek zorunda kalan Amerikalılar için ne de bu saldırılara maruz kalan o bölgelerdeki insanlar için adil." İttifakın genişleme çabalarının yalnızca Avrupa ve Kuzey Atlantik ile sınırlı kalmadığını vurgulayan Prof. Dr. Izadi, örgütün Asya-Pasifik ve Latin Amerika'da nüfuz arayışında olduğunu ifade etti. NATO'nun Rusya ve Çin'i kuşatma stratejisi yürüttüğünü belirten Izadi, "NATO artık Avrupa'nın ve geleneksel üye ülkelerinin dışındaki bölgeleri de etkisi altına almaya çalışıyor. Örneğin 2018 yılında Kolombiya, NATO'nun ilk global ortağı oldu. Latin Amerika, Asya Pasifik, Japonya, Yeni Zelanda ve hatta ittifak bölgesine hiç yakın olmayan Moğolistan'da bile konum almaya çalışıyorlar. Asıl amaçları; Rusya'ya, Çin'e ve bağımsız olmak isteyen ülkelere yakın coğrafyalarda konuşlanarak bu ülkelerin iç politikalarına müdahale etmektir." dedi Izadi, "NATO'nun iç politikaya ve iç güvenliğe müdahale eden görünmez bir eli var. Üye ülkelerden gayrisafi milli hasılalarının en az yüzde 2'sini savunmaya harcamalarını istiyorlar; hatta Donald Trump bu oranın yüzde 5'e çıkmasını talep ediyor. Çevresel standartlar belirliyorlar ancak bunu çevreyi önemsedikleri için değil, askeri endüstriyel tesisleri bu çevresel kuralların dışında tutmak için yapıyorlar. Ayrıca kendi eylemlerini meşru ve geçerli kılabilmek adına devasa medya ve dezenformasyon kampanyaları yürütüyorlar." ifadelerini kaydetti Prof. Dr. Izadi, NATO'nun aslında savunma namına hiçbir şey yapmadığını belirtti. Kosova müdahalesini örnek gösteren Izadi, "Uluslararası hukuka dahi uymuyorlar. Örneğin Kosova'ya Birleşmiş Milletler izni olmadan, hiçbir yetkileri yokken gittiler. Bir yandan da 14 NATO ülkesine askeri mühimmat satışı yapıyorlar. Şunu belirteyim; F-35 satın alıyorsanız bu hiç iyi bir fikir olmaz. NATO'dan bu uçaklara o kadar para harcamayın, çünkü İran bu F-35'leri vurabiliyor." dedi İttifakın hiyerarşik yapısında büyük bir gizem olduğunu ve diğer üye ülkelerin karar alma mekanizmalarından dışlandığını vurgulayan Izadi, eleştirilerini şöyle sürdürdü: "Kuzey Atlantik Konseyi, büyükelçiler, bakanlıklar ve askeri komiteler var ancak en üst seviyedeki generallerin tamamı Amerikalı. Diğer NATO üyelerinden generalleri en üst düzeye çıkarmıyor, onlara söz hakkı vermiyorlar. Milyarlarca dolar harcanıp çok önemli kararlar alınıyor ancak hiyerarşiye baktığımızda bu parayı ödeyen vatandaşların veya ulusal parlamentoların hiçbir görünürlüğü yok, ortada değiller." NATO içerisinde ABD'nin saldırgan politikalarına karşı çıkan ülkeler olduğunu belirten Izadi, ABD'nin buna rağmen bölgedeki üsleri kendi amaçları doğrultusunda kullandığını belirtti. ABD Başkanı Donald Trump'ın Beyaz Saray'daki bir görüşmesine atıfta bulunan Izadi, "İngiltere gibi bazı üyeler bu tür askeri saldırıların iyi olmadığını belirterek, 'Bu bizim savaşımız değil' diyorlar. Ancak günün sonunda Amerika, gayriresmi olarak Avrupa'daki birçok NATO üssünü kullanarak İran'a yönelik operasyonlar planlıyor. Geçmişte yaklaşık 5 bin Amerikan uçağının Avrupa'daki NATO üyelerinden havalanması gündeme geldiğinde, tüm bu uçakların kalkıp İran'ı bombalayabilmesi için Romanya'nın Bükreş'teki havalimanını kapatmak durumunda kalmışlardı." dedi Türkiye'deki üslerin durumuna da değinen Prof. Dr. Izadi, "Türkiye'deki üslerin kullanılmaması İranlıları elbette çok mutlu eder ancak bu üslerde tam olarak neler olup bittiğini bilmiyoruz. Bu üslere çoğunlukla yerel yetkililer değil, yalnızca Amerikan personeli erişebiliyor. Bu yüzden kullanılıp kullanılmadıkları da bir sır olarak kalıyor." ifadelerini kullandı Saldırıların Birleşmiş Milletler (BM) kararı olmadan yapıldığını ve yasa dışı olduğunu belirten Izadi, sivil altyapının hedef alınmasını "savaş suçu" olarak nitelendirerek NATO ülkelerinde bu savaşa karşı olan pek çok vatandaş var ama durumu değiştirecek bir güçleri olmadı. Amerikan Kongresi de zaten buna onay vermiyor; hatta birtakım Cumhuriyetçiler bile savaşa karşı oy kullandı. Amerika, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin daimi bir üyesi olmasına rağmen, böyle bir girişimde bulunabilmek için alması gereken izni almadı. Bu izni almadığı için gerçekleştirilen saldırı tamamen yasa dışı ve hukuka aykırıydı." ifadelerini kaydetti Saldırıların İran ekonomisinde ve sivil yaşamda yarattığı tahribata dair somut veriler paylaşan Izadi, okulların ve hastanelerin vurulmasının savaş suçu teşkil ettiğini vurgulayarak şunları kaydetti: ‘’Maalesef İran'da 1.2 milyon kişi yerlerinden edildi. Enerji şebekelerinin yüzde 40'ı hasar gördü ve İran 180 milyar dolarlık doğrudan ekonomik kayıp yaşadı. 12 binden fazla sivilin yaralandığı bu süreçte, toplam hasarın 2 trilyon doları bulduğu belirtiliyor ki bu rakam İran hükümetinin tahminlerinden bile daha yüksek. Çok fazla insanın canına mal oldular. Zaten 47 yıldır yaptırım altında olan bir ülke, iki nükleer rejime karşı durdu.Köprüler, hastaneler ve okullar vuruldu.Hiçbir etik kısıtlama gözetilmedi. Altyapıyı hedeflemek ve saldırmak bir savaş suçudur.Tüm bunlara rağmen İran hayatta kalmayı başardı." Konuşmasında Vatan Partisi'nin İran'ın direnişine verdiği desteğe de teşekkür eden Prof. Dr. Izadi, partinin web sitesi üzerinden yürütülen destek kampanyasını hatırlatarak katılımcıları bu kampanyaya imza vermeye davet etti İran krizinin NATO içerisinde ciddi çatlaklara ve ayrılıklara yol açtığını belirten Prof. Dr. Fouad Izadi, bazı üye devletlerin ittifakı açıkça eleştirdiğine dikkat çekerek örgütün geleceğine dair öngörülerini paylaştı NATO'yu bekleyen sürece ilişkin üç farklı senaryo çizen Prof. Dr. Izadi, ilk olasılığın gerilimi yönetmek olduğunu ifade etti. Bu senaryoya göre ittifak, kendi içindeki mevcut çatlakları ve İran savaşı gibi krizlerin yarattığı tırmanışı bir şekilde kontrol altına alarak mevcut yapısıyla hayatta kalmaya çalışacak. İkinci senaryoda ise Avrupa'nın stratejik özerkliği ön plana çıkıyor. Bu ihtimalin gerçekleşmesi durumunda Avrupa ülkeleri, NATO'dan ve ABD hegemonyasından yavaş yavaş ayrışarak ittifaka fazla bağımlı kalmadan kendi bağımsız askeri düzenlerini oluşturacak Prof. Dr. Izadi'nin gündeme getirdiği üçüncü ve son senaryo ise ittifakın tamamen dağılmasını öngörüyor İttifakın yıkıcı etkilerine vurgu yapan Prof. Dr. Izadi, "Umarım bu üçüncü senaryo gerçek olur ve gelecekte ittifakın dağıldığını görürüz. Çünkü NATO, faaliyet gösterdiği süre boyunca insan ırkına çok büyük hasarlar verdi." ifadelerini kullandı

Diğer Haberler

NATO'nun geleceği için üç senaryo: Prof. Dr. Fouad Izadi'den çok çarpıcı tespit! | Tenqri