KTMM’den Ukrayna ve Polonya'ya tarihi çağrı: 'Geçmişin ittifakları ve ortak gelecek sorumluluğu bizi trajedilerden daha güçlü birleştirmelidir' - QHA - Kırım Haber Ajansı
Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Başkanlık Divanı, Ukrayna-Polonya ilişkilerinde son dönemde tırmanan tarihi tartışmalara ve geçmişin trajedilerine yönelik bir bildiri yayımladı. KTMM Başkanı Refat Çubarov’un imzasıyla 10 Temmuz 2026 tarihinde paylaşılan bildiride; Ukrayna, Polonya ve Kırım Tatarlar

Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Başkanlık Divanı, Ukrayna-Polonya ilişkilerinde son dönemde tırmanan tarihi tartışmalara ve geçmişin trajedilerine yönelik bir bildiri yayımladı. KTMM Başkanı Refat Çubarov’un imzasıyla 10 Temmuz 2026 tarihinde paylaşılan bildiride; Ukrayna, Polonya ve Kırım Tatarları arasındaki köklü tarihi ittifaklara vurgu yapıldı. Bildiride, geçmişte yaşanan acı olayların Rusya tarafından bir nifak aracı olarak kullanılmasına izin verilmemesi gerektiğinin altı çizilerek taraflara stratejik birlik çağrısında bulunuldu KTMM Başkanlık Divanı tarafından “Tarihi İttifakların Hafızası ve Ortak Geleceğe Karşı Sorumluluk, Halkları Geçmişin Trajedilerinin Ayırma Gücünden Daha Güçlü Bir Şekilde Birleştirmelidir" başlığıyla yayımladığı bildirinin tam metni şu şekilde: Bugünlerde, Ukrayna topraklarını istila eden Moskova ordusuna karşı Kazak Hetmanlığı, Kırım Hanlığı ve Polonya askeri birlikleri de dahil olmak üzere müttefiklerinin birleşik güçlerinin kazandığı en önemli zaferlerden biri olan 1659 Konotop Muharebesi’nin bir yıl dönümünü daha geride bıraktık Konotop Muharebesi; Doğu Avrupa halklarının, dışarıdan gelen bir saldırganlık karşısında birlikte hareket ettiklerinde özgürlüklerini, bağımsızlıklarını ve kendi geleceklerini tayin etme haklarını nasıl başarıyla koruyabildiklerinin en parlak örneklerinden biri olmuştur. Kırım Tatar halkı için bu savaş özel bir anlama sahiptir; zira Kırım Hanlığı’nın Moskova yayılmacılığına karşı mücadelede önemli bir müttefik ve Avrupa güvenlik alanının ayrılmaz bir parçası olduğu dönemi hatırlatmaktadır Sonraki tarihsel süreç; önce Moskova Devleti’nin, ardından Rus İmparatorluğu’nun ve günümüzde Rusya Federasyonu’nun sadece askeri güç kullanmakla kalmayıp, halklar arasındaki ittifakları yıkma, karşılıklı güvensizliği körükleme, tarihi trajedileri ve çelişkileri istismar etme, enformasyon manipülasyonları yapma ve "böl, parçala, yönet" ilkesini uygulama politikasını sistematik olarak yürüttüğünü kanıtlamıştır Kırım Hanlığı’nın ortadan kaldırılması, Ukrayna Kozak devlet yapısının tasfiyesi ve Lehistan-Litvanya Birliği'nin (Rzeczpospolita) parçalanması tarihi, ortak bir gerçeği ikna edici bir şekilde gözler önüne sermektedir: Moskova, kendi yayılmacılığına hep birlikte karşı koyabilecek halklar arasındaki güveni, dayanışmayı ve birliği baltalamayı başardığı anlarda hedeflerine ulaşmıştır Halklarımızın hiçbiri tarihin trajik sayfalarından muaf kalmamıştır. Ancak, geçmişin trajedilerinin bizi ayırma gücünden çok daha güçlü bir şekilde, bugün bizi bir arada tutması gereken şey tam olarak karşılıklı desteğin, tarihi ittifakların ve ortak zaferlerin hafızasıdır Bugün, Rusya Federasyonu tarafından Şubat 2014’te Kırım’ın geçici işgaliyle başlatılan Ukrayna-Rusya Savaşı on üçüncü yılına girmişken; Rusya, silahlı saldırganlığını ve Ukrayna topraklarının işgalini sistematik insan hakları ihlalleriyle, yerli Kırım Tatar halkına ve diğer Ukrayna vatandaşlarına yönelik kültürel soykırım politikasıyla ve demokratik dünyanın birliğini bozmayı, Ukrayna’ya yönelik uluslararası desteği zayıflatmayı amaçlayan geniş çaplı bir bilgi savaşıyla birleştirmektedir Böyle bir ortamda, tarihi hafızaya karşı sorumlu bir yaklaşım sergilemek ayrı bir önem kazanmaktadır. Tarih, siyasi çatışmaların veya dış manipülasyonların bir aracı haline gelmek yerine; dürüst bilimsel araştırmaların, açık diyaloğun ve karşılıklı saygının alanı olarak kalmalıdır. Bu hususta devlet adamlarına, politikacılara, tarihçilere ve toplumsal liderlere özel bir sorumluluk düşmektedir; zira onların sözleri ve kararları ya karşılıklı güveni pekiştirebilir ya da tarihi çelişkileri daha da derinleştirebilir Bu bağlamda Kırım Tatar Millî Meclisi; İkinci Dünya Savaşı sırasında, bugün hem Ukrayna hem de Polonya Cumhuriyeti sınırlarında kalan topraklarda yaşanan ve Ukrayna ile Polonya halkları için hâlâ son derece acı verici olan trajik olaylarla ilgili son dönemde yapılan kararlar, açıklamalar ve kamuoyu değerlendirmelerinden derin endişe duymaktadır Bu endişe, yalnızca Kırım Tatar halkının Ukrayna ve Polonya halklarıyla olan asırlık tarihi bağlarından değil, aynı zamanda demokratik dünyanın birliğinin korunmasının, Ukrayna’nın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne verilen sarsılmaz desteğin, Rus saldırganlığına karşı mücadelesinin, Kırım Özerk Cumhuriyeti ve Akyar (Sivastopol) şehrinin işgalden kurtarılmasının; yerli Kırım Tatar halkının geleceğini güvence altına almak ve tüm Avrupa’nın güvenliğini pekiştirmek için belirleyici şartlar olduğunun bilincinde olunmasından kaynaklanmaktadır Kırım Tatar Millî Meclisi, tarihin dürüst, sorumlu ve karşılıklı saygıya dayalı bir şekilde muhasebe edilmesinin Ukrayna ve Polonya halklarını ayrıştırmaması, aksine birbirine yakınlaştırması gerektiğine inanmaktadır. Tarihi trajedilerin istisnasız tüm kurbanlarının anısına saygılı bir yaklaşım, Ukrayna ile Polonya Cumhuriyeti arasındaki stratejik ortaklığı güçlendirmeli, karşılıklı yabancılaşmaya gerekçe teşkil etmemelidir Kırım Tatar Millî Meclisi; Ukrayna ve Polonya Cumhuriyeti’nin devlet adamlarını, politikacılarını, bilim insanlarını ve sivil toplum temsilcilerini, hem atalarının anısına karşı taşıdıkları sorumlulukla hem de gelecek nesillere olan borçlarıyla hareket etmeye çağırmaktadır Ortak tarihimizin trajik sayfalarının, bugün Avrupa’nın özgürlüğünü ve güvenliğini birlikte savunan halklar arasındaki güveni, dayanışmayı ve birliği zayıflatmak amacıyla saldırgan devlet tarafından kullanılmasına izin verilmemelidir Bugün Ukrayna, yalnızca kendi bağımsızlığını değil tüm Avrupa kıtasının güvenliğini koruyarak Rus saldırganlığını göğüslerken; Ukrayna-Polonya birliği ve Kırım Tatar halkının dayanışması sadece tarihi değil, aynı zamanda stratejik bir öneme sahiptir Bizim ve sizin özgürlüğünüz için!


