Tenqri
Ana Sayfa
Dünya

Kıbrıs meselesinin gerçek yüzü: 1571’den günümüze Enosis hayali ve Türklük mücadelesi - Kıbrıs Gazetesi - Kıbrıs Haber, KKTC Son Dakika ve Gündem Haberleri

Kıbrıs, 1571’de Venediklilerden alınmasının ardından fiili olarak 307, hukuki bakımdan ise 352 yıl boyunca Osmanlı egemenliğinde bulunmuş bir Türk adasıdır. Kıbrıs, 1571’den 1878’e kadar fiilî olarak Osmanlı idaresinde kalmış; 1878’de idaresi geçici ve şartlı biçimde İngiltere’ye bırakılmış, Osmanlı

0 görüntülemekibrisgazetesi.com
Kıbrıs meselesinin gerçek yüzü: 1571’den günümüze Enosis hayali ve Türklük mücadelesi - Kıbrıs Gazetesi - Kıbrıs Haber, KKTC Son Dakika ve Gündem Haberleri
Paylaş:

Kıbrıs, 1571’de Venediklilerden alınmasının ardından fiili olarak 307, hukuki bakımdan ise 352 yıl boyunca Osmanlı egemenliğinde bulunmuş bir Türk adasıdır. Kıbrıs, 1571’den 1878’e kadar fiilî olarak Osmanlı idaresinde kalmış; 1878’de idaresi geçici ve şartlı biçimde İngiltere’ye bırakılmış, Osmanlı/Türkiye bakımından adaya ilişkin hukuki bağ ise Lozan Antlaşması’na kadar tartışmalı biçimde varlığını sürdürmüştür. Bu tarihsel arka plan, Kıbrıs Türklerinin ada üzerindeki köklü varlığının ve bugüne kadar süren Türklük mücadelesinin temelini oluşturmaktadır. Ada’daki ilk Rum ayaklanması, Yunanistan’ın Osmanlı Devleti’ne karşı Mayıs 1821’de başlattığı isyandan yaklaşık bir ay sonra, Haziran 1821’de Kıbrıs Başpiskoposu Kipriyanos önderliğinde gerçekleşmiştir. Bu kapsamda Rum Ortodoks Kilisesi çevresinde Enosis’e ve Helen milliyetçiliğine dayalı siyasal hareketlilik belirginleşmiş; Başpiskopos Kipriyanos’un bu süreçle ilişkilendirilmesi, Osmanlı yönetiminin adada sert tedbirler almasına yol açmıştır. Siyasi dengelerin değiştiği bir dönemde Osmanlı Devleti, 1878’de Kıbrıs adasının idaresini Rus tehlikesine karşı askeri yardım sağlaması çerçevesinde İngiltere’ye geçici ve şartlı olarak bırakmıştır. Antlaşmaya göre; Rusya doğuda işgal ettiği Kars, Ardahan ve Batum topraklarından geri çekilirse İngiltere, adayı Osmanlı Devleti’ne iade edecekti. Ancak İngiltere, Rusya’nın bu bölgelerden çekilmesinden (3 Mart 1918) çok daha önce, 5 Kasım 1914 tarihinde adayı haksız biçimde ilhak etmiştir. Osmanlı Devleti’nin adadan fiilen ayrılmasının ardından Kıbrıs Türkleri için acı, kan ve gözyaşı dolu mücadele yılları başlamış ve bu sancılı süreç 1974’e kadar devam etmiştir. Kıbrıs meselesini 1974 Barış Harekâtı ile başlatmak isteyen uluslararası kamuoyundaki yaygın ve maksatlı anlatı, bu tarihsel gerçeği ustalıkla gizlemeye çalışmaktadır. Oysa Rumlar, Yunanlılarla en başından beri etkileşim içerisinde, adanın Yunanistan’a bağlanması (Enosis) için çok çeşitli kurumsal girişimlerde bulunmuşlardır. Giorgos Georgis, Christos Kyriakides ve Charalambos Charalambous editörlüğünde hazırlanarak 2022 yılında Lefkoşa’da Elias Epiphaniou Publications tarafından yayımlanan 277 sayfalık The Cypriot Referandums for Union with Greece adlı akademik eser, bu ilhak politikasının kronolojisini arşiv belgeleriyle kanıtlamaktadır. Çalışma, Kıbrıslı Rumların Yunanistan’la birleşme talebinin yalnızca bilinen 1950 referandumuyla sınırlı kalmadığını; 1914, 1921 ve 1930’da da güçlü bir biçimde ifade edildiğini ortaya koymaktadır. İngiltere’nin adayı ilhak ettiği 1914 yılında, İyon Adaları’nın Yunanistan’a devrediliş emsalinden cesaret alan Rumlar, Başpiskoposluk merkezli örgütlenerek İngiltere Kralı’na sunulmak üzere bir karar tasarısı hazırlamışlardır. 1921’de ve 1930’da yinelenen bu referandumlarda “anavatan Yunanistan” ile birleşmenin “tek ve değişmez” niyet olduğu vurgulanmıştır. İngiliz yönetiminin 1930’daki bu taleplere ilgisiz kalması, sivil itaatsizliğin şiddete dönüşmesine zemin hazırlamış; nitekim Rumlar, 1931’de Papaz Nikodimus’un başkanlığında ve Yunan Konsolosu Kiru’nun çeşitli kışkırtma ve destekleriyle Enosis için kanlı bir şekilde ayaklanmışlardır. Siyasal mobilizasyonun doruk noktası ise 1950 yılı olmuştur. Adanın Yunanistan’a bağlanabilmesi amacıyla, Kıbrıs Rum Komünist Partisi (AKEL) ile Rum Ortodoks Kilisesi iş birliği içerisine girmiş ve Rum kiliselerine konulan “ENOSİS istiyorum” başlıklı defterlere kitleler halinde imzalar atılmıştır. Bahsi geçen akademik kaynak da 1950 referandumunun, temsilciler yerine doğrudan halkın katılımıyla ve “sadece birleşme” (union and only union) yegâne talebiyle gerçekleştiğini doğrulamaktadır. İkinci Dünya Savaşı sonrasında İngiltere Ada’yı yönetmede zorlanmaya başlamış, bu otorite boşluğunda Rumlar Enosis isteklerini sistematik bir teröre dönüştürmüşlerdir. Bu doğrultuda 1955 yılında Türkleri ve İngilizleri düşman ilan ederek adanın Yunanistan’a bağlanması hedefiyle EOKA silahlı örgütünü kurmuşlardır. Sömürgecilik karşıtlığı kisvesi altına saklanan bu paramiliter yapı, aslında adadaki kurucu unsur olan Türkleri siyasal olarak eritme ve siyasal denklem dışına itme projesinin askeri kanadıydı. İngiltere’nin Kıbrıs’a ayak bastığı 1878 ile 1960 yılları arasındaki 82 yıllık süre zarfında meydana gelen bu sistematik baskılardan Kıbrıs Türkleri son derece ağır şekilde etkilenmiştir. Can ve mal güvenliği kalmayan binlerce Kıbrıs Türkü, önce Anadolu’ya, sonrasındaki süreçte ise İngiltere ve Avustralya başta olmak üzere dünyanın birçok bölgesine göç etmek durumunda kalmıştır. Tüm bu tarihsel, diplomatik ve akademik veriler ışığında uluslararası camianın görmesi gereken temel gerçek şudur: Kıbrıs sorunu, Rum toplumunun tek taraflı Enosis ihtirası ve Türk varlığını yok sayan politikalarından doğmuştur. KKTC ve Türkiye’nin bugün Ada’da savunduğu egemen eşitlik ve iki devletli çözüm modeli, bu acı tecrübelerin süzgecinden geçmiş rasyonel ve haklı bir devlet aklının sonucudur

Diğer Haberler

Kıbrıs meselesinin gerçek yüzü: 1571’den günümüze Enosis hayali ve Türklük mücadelesi - Kıbrıs Gazetesi - Kıbrıs Haber, KKTC Son Dakika ve Gündem Haberleri | Tenqri