Âşık Faruk Turanî: Türk dünyasının ortak ruhu sazda ve sözde yaşıyor - QHA - Kırım Haber Ajansı
Çıldır havzasının zengin kültürel ikliminde yetişen, şiirlerinde Faruk, Faruk Turanî veya Turanî mahlaslarını kullanan genç kuşak halk ozanı Faruk Erdoğan, âşıklık geleneğini akademik kimliğiyle geleceğe taşıyor. 1984 Ardahan doğumlu olan, Kafkas Üniversitesi ve Anadolu Üniversitesindeki eğitimlerin

Çıldır havzasının zengin kültürel ikliminde yetişen, şiirlerinde Faruk, Faruk Turanî veya Turanî mahlaslarını kullanan genç kuşak halk ozanı Faruk Erdoğan, âşıklık geleneğini akademik kimliğiyle geleceğe taşıyor. 1984 Ardahan doğumlu olan, Kafkas Üniversitesi ve Anadolu Üniversitesindeki eğitimlerinin ardından Ardahan Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünü bitirip yüksek lisansını tamamlayan Erdoğan, hem alaylı hem mektepli bir ozan olarak öne çıkıyor Halen Ardahan Üniversitesinde görev yapan, evli ve bir çocuk babası olan ünlü âşık; sanata bakışını, Türk dünyasındaki kültürel bağları ve dijital çağın gelenek üzerindeki etkilerini Kırım Haber Ajansına anlattı. Faruk Erdoğan, Türk dünyasının ortak kültürel hafızasının saz, söz ve destanlar aracılığıyla yaşatıldığını belirterek, gençlerin yalnızca kendi ülkelerinin değil bütün Türk topluluklarının kültürünü tanıması gerektiğini söyledi "ÂŞIK ŞENLİK'İN İZİNDE YETİŞTİK" 1984 yılında Ardahan'ın Çıldır ilçesine bağlı Sazlısu köyünde doğan Erdoğan, çocukluk yıllarının aşıklık geleneğinin güçlü biçimde yaşadığı bir coğrafyada geçtiğini ifade etti Çıldır ve çevresinin, Âşık Şenlik başta olmak üzere birçok büyük ustayı yetiştirdiğini vurgulayan Erdoğan, "Bu coğrafyada büyüyen çocuklar olarak düğünlerde, evlerde dinlediğimiz kasetler ve ustaların sohbetleriyle yetiştik. Çocukluktan gelen saz sevgisiyle birlikte kendimi âşıklık geleneğinin içinde buldum." dedi Bağlama çalmayı 1998 yılında kendi imkânlarıyla öğrendiğini belirten Erdoğan, ilk ustasının köylüsü olan Âşık Feridun Karagöz olduğunu, daha sonra Âşık Yavuz Timur, Âşık İsrafil Seyyati ve Âşık Mehmet Oktay'dan da önemli ölçüde istifade ettiğini kaydetti Merhum Âşık Şeref Taşlıova ile birçok programda bir araya geldiğini dile getiren Erdoğan, ozanlık yolculuğundaki en önemli dönüm noktasının ise yıllarında düzenlenen Âşık Şenlik ve Murat Çobanoğlu Âşıklar Bayramları olduğunu söyledi. Erdoğan, 2008 yılında usta malı eserler dalında ikincilik elde ettiğini ifade etti "HEM ALAYLI HEM MEKTEPLİ OLMAK BÜYÜK AVANTAJ" Ardahan Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden mezun olan ve akademik çalışmalarını halk edebiyatı alanında sürdüren Erdoğan, geleneksel ustalık ile akademik birikimin birbirini tamamladığını vurguladı Erdoğan, "Hem ustaların yanında yetişmek hem de akademik eğitim almak bana farklı alanlarda söz söyleme imkânı kazandırdı. Geleneksel bilgiyi bilimsel yöntemlerle değerlendirebilmek önemli bir avantaj sağlıyor." diye konuştu Bu durumun yurt içi ve yurt dışındaki kültürel programlara davet edilmesinde de etkili olduğunu belirten Erdoğan, akademik bilgi ile halk kültürünün aynı potada buluşmasının âşıklık geleneğinin geleceği açısından önemli olduğunu ifade etti "BU COĞRAFYA TÜRKİSTAN İLE ANADOLU ARASINDA BİR KÖPRÜ" Çıldır, Kars ve Ardahan havzasının Türk halk kültürü açısından taşıdığı öneme değinen Erdoğan, bölgenin Türkistan ile Anadolu arasında bir geçiş noktası olduğunu söyledi Erdoğan, "Bu coğrafya gerek âşık havaları gerek şiir türleri bakımından büyük bir zenginlik barındırıyor. Azerbaycan, Gürcistan'ın Borçalı bölgesi ve Anadolu'nun ortak kültürel mirası burada birleşiyor." ifadelerini kullandı Coğrafyanın kendisine çok geniş bir repertuvar kazandırdığını belirten ozana, yörede normalde 72 âşık havasından bahsedildiğini ancak Azerbaycan, Nahçıvan, İran ve Gürcistan'ın Borçalı bölgelerindeki havaları da heybesine katarak seksenin, doksanın üzerinde âşık havasını çalıp icra edebildiğini vurguladı "ORTAK RUH ÖNCE SAZDA VE HAVALARDA YAŞIYOR" Türkiye, Kuzey Azerbaycan, Güney Azerbaycan ve Karapapak kültürleri arasındaki ortak bağlara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, ortak ruhun öncelikle saz ve havalarda yaşadığını söyledi Erdoğan, "Ortak ruh kesinlikle, öncelikle sazımızda ve havalarımızda var. Özellikle havalarda. Çünkü sazların formu, şekli, ebatı, büyüklüğü, küçüklüğü, yapılış şekli, ne bileyim, teknik özellikleri değişse de enstrüman olarak, icra için kullanılan bir enstrüman olduğu için öncelik havalardadır. Yani buradaki ortak ruh aslında önce havalardan geliyor, daha sonra havalarla sözlerde yansıtılmış olduğumuz, şiirlerdeki millî duygu, sevgi, destan türü örnekler ortak ruhu oluşturmaktadır." dedi "DESTANLAR GEÇMİŞE AÇILAN BİR TARİH KİTABIDIR" Destan anlatıcılığının önemine dikkat çeken Erdoğan, destanların yalnızca edebî eserler değil, aynı zamanda toplumların tarihî hafızası olduğunu belirtti Erdoğan, "Destanlar geçmişte yaşanan sosyal olayların, geleneklerin, törenin ve tarihî hadiselerin özetidir. Gelecek nesiller bu eserler sayesinde geçmişlerini öğrenebilir. Bu nedenle destanların yaşatılması büyük önem taşıyor." değerlendirmesinde bulundu "SOSYAL MEDYA DOĞRU KULLANILIRSA BÜYÜK BİR FIRSAT" Dijital çağın âşıklık geleneğine etkisini de değerlendiren Erdoğan, sosyal medya platformlarının bilinçli kullanılması hâlinde önemli fırsatlar sunduğunu söyledi Erdoğan, "Bizler hiçbir maddi beklenti olmadan şiirlerimizi, canlı yayınlarımızı ve kültürel faaliyetlerimizi sosyal medya üzerinden paylaşmaya devam ediyoruz. Farklı ülkelerden ozanlarla bir araya gelerek bu geleneği yaşatmaya çalışıyoruz." ifadelerini kullandı "TÜRK DÜNYASININ KÜLTÜREL BİRLİĞİ GÜÇLENDİRİLMELİDİR" Türk dünyasındaki ozanlar arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi gerektiğini vurgulayan Erdoğan, bu konuda devlet kurumlarına ve kültür kuruluşlarına önemli görevler düştüğünü söyledi Türk topluluklarının ortak kültürel değerlerinin çeşitli etkinlikler aracılığıyla görünür hâle getirilmesi gerektiğini belirten Erdoğan, "Özellikle bu alanda Kültür Bakanlığına büyük vazifeler düşmektedir. Devletin, ilgili Türk cumhuriyetleriyle ve hatta Türk halklarının yaşadığı toplulukların da ileri gelen kanaat önderleriyle, kültür adına, sanat adına, işte edebiyat alanı adına, ileri gelen insanlarıyla bir araya gelerek neler yapılabiliri önce görüşmeleri, daha sonra belli başlı kurallar çerçevesinde yazıya dökmeleri ve daha sonra da ülkeler arasındaki bu birlikteliği fiziki olarak yani eyleme dönüştürerek kültürlerin birbirinden yabancı olmadığını ve kesinlikle bu tür buluşmalar sayesinde kültürümüzün bir ve tek olduğunu, daha sonradan zenginleşip dalları budaklandığını, yani böyle işte güçlendiğini bir ağaç gibi, güçlenip çoğaldığını anlatmamız gerekiyor. Çünkü bunu yapmazsak hepsi birbirinden habersiz, birbirinden farklı milletmiş gibi, kültürmüş gibi davranabilir. Bunun önüne geçmek için mutlaka o birlikteliği çeşitli programlar, etkinlikler vesilesiyle sağlamak gerekiyor diye düşünüyorum." dedi "GENÇLER BÜTÜN TÜRK COĞRAFYASININ KÜLTÜRÜNÜ TANIMALI" Türk dünyasının gençlerine de çağrıda bulunan Erdoğan, gençlerin yalnızca kendi ülkelerindeki kültürel mirasla yetinmemesi gerektiğini ifade etti Erdoğan, "Türk milleti olarak daha sonra isim olarak, ülke, coğrafya olarak farklı adlandırılsak da kültürlerimiz mayası bir, temelinde bir ve tek. O zenginlik oradan beslenmiş, o kaynaktan beslenmiş ve farklı coğrafyalara yayılarak çeşitli sebeplerle gerek sosyolojik, gerek iklimsel, gerek siyasal, ekonomik savaş durumlarından dolayı farklı coğrafyalarda mesken kurup farklı devlet isimleriyle farklı yerlerde yaşamışız. Ama bizim kesinlikle bu gençlerin kültürden, farklı kültürlerden, Türk milleti olarak farklı topluluklardan haberdar olması gerekiyor. Kesinlikle. Evet yine dediğim gibi tabii ki, Türk dünyasının gençlerine vermek istediğim mesaj sadece kendi kültürleriyle yetinmeyip tüm Türk topluluklarının, Türk milletlerinin yaşadığı bölgelerde, ülkelerde de var olan kültürleri takip etsinler. Dijital çağdayız, internet çağındayız, erişim kolay. Sosyal medya platformlarıyla gerek canlı yayınlar, gerek etkinliklerle bir araya gelinebilir, güzel programlar yapılabilir, kültürler tanıtılabilir. Herkes kültüründen bir nebze özet vererek birbirini en azından bundan haberdar ederek bizim gelecekteki oluşacak bağlarımızı daha da güçlendirecektir. 'Dilde, işte, fikirde birlik' mottosunun aynı zamanda kültürlerimizin de bir olduğunu bu şekilde öğrenerek daha da güçlendirip bir an önce büyük Türk yani Turan devleti deriz ya hani büyük ideallerde bir araya gelebilmenin ilk adımlarını mutlaka atmamız gerekiyor" diye konuştu


