Tenqri
Ana Sayfa
Dünya

İsrail'in taraflı kararı: Türkiye itidalle, Azerbaycan ise kardeşlikle karşılık verdi

Siyasi mesaj mı yoksa tarihsel gerçeğe müdahale mi? İsrail hükümetinin sözde "Ermeni soykırımı"na ilişkin kararı, bölgenin siyasi atmosferini etkileyecek yeni bir aşamanın başlangıcı olarak değerlendiriliyor. Dolayısıyla bu yaklaşımı Ankara-Tel Aviv ilişkileri olarak değerlendirmek doğru olmaz. Bu

0 görüntülememodern.az
İsrail'in taraflı kararı: Türkiye itidalle, Azerbaycan ise kardeşlikle karşılık verdi
Paylaş:

Siyasi mesaj mı yoksa tarihsel gerçeğe müdahale mi? İsrail hükümetinin sözde "Ermeni soykırımı"na ilişkin kararı, bölgenin siyasi atmosferini etkileyecek yeni bir aşamanın başlangıcı olarak değerlendiriliyor. Dolayısıyla bu yaklaşımı Ankara-Tel Aviv ilişkileri olarak değerlendirmek doğru olmaz. Bu adım, bazı devletlerin yaşanmamış bir olayı tarihi bir elbiseyle süsleyerek hukuki ve bilimsel boyuta taşıyarak siyasi baskı aracı haline getirdiğini bir kez daha ortaya koydu. 1915 yılında yaşananların meclis kararlarıyla değerlendirilmesi, tarih biliminin esaslarına aykırı bir yaklaşım olarak değerlendirilmektedir. Türkiye yıllardır uluslararası tarihçilerden oluşan bir komisyon kurulmasını önerse de bu çağrılar dikkate alınmadı. Bunun yerine siyasi kararlar alınıyor ve tarihi gerçekler jeopolitik çıkarların konusu haline geliyor. Bu bağlamda İsrail'in son adımı Ankara açısından taraflı bir siyasi karar olarak değerlendiriliyor. Bölgede yeni bir diplomatik gerilim yaratan bu karar, devletlerin gerçek konumunu ortaya çıkardı. It is at such moments that alliance and brotherhood are measured by practical steps. Son olaylar, jeopolitikte dostluğun değerinin ancak zor zamanlarda bilindiğini göstermiştir. Azerbaijan's position has become the brightest example of this Kardaşlığın siyasi imtahanı uğurla verildi İsrail'in kararının hemen ardından Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklama dikkatlerden kaçmadı. Bakü dışı meselenin siyasallaştırılmasını açıkça kınadı ve Türkiye'nin tutumunu savundu. Bu açıklama diplomatik nezaket adına yapılan sıradan bir açıklama değildi. Bu, Ankara ile Bakü'nün aynı siyasi iradeye sahip olduğunu gösteren stratejik bir mesajdı. "Tek millet, iki devlet" ilkesi somut bir siyasi adımla bir kez daha teyit edildi. Azərbaycan bununla ilgili göstərdi ki, qardaş ölümlerinin milli maraqlarına toxunan məsələlərdə heç bir tərəddüd göstərməyəcək Şuşa Deklarasyonu'nun ruhu bir kez daha reel politikada teyidini buldu. Zor anlarda verilen destek stratejik ittifakın temel göstergesidir. Bu nedenle Azerbaycan'ın açıklaması Türkiye'de büyük ilgiyle karşılandı. Bu adım, Bakü-Ankara ilişkilerinin sarsılmaz siyasi ve ahlaki temeller üzerine kurulduğunu bir kez daha kanıtladı Tüm suçlamalara en güçlü yanıt Son yıllarda Türkiye'de bazı çevreler, İsrail'le olan yakın ilişkileri nedeniyle Azerbaycan'ı "İsrail yanlısı" olarak göstermeye çalıştı. Hatta Bakü'nün dış politikasını "Müslüman dayanışması" argümanıyla hedef alanlar da az değildi. Ancak son yaşananlar bu iddiaların ne kadar asılsız olduğunu açıkça ortaya koydu. Azerbaycan, İsrail'le ilişkilerini ulusal çıkarları çerçevesinde sürdürse de, Türkiye'nin ulusal çıkarlarını etkileyen konuda tereddüt etmeden Ankara'nın yanında yer aldı. This is where the essence of balanced diplomacy comes into play. Devletler duygulara göre değil, ulusal çıkarlara göre hareket ederler. Azerbaycan kendi ulusal çıkarlarına ve kardeşlik sorumluluğuna karşı çıkmadı. Tam tersine her iki yönü de aynı anda korumanın mümkün olduğunu gösterdi. Bu, Bakının xarici siyasət məktəbinin mühüm üstünlüyüdür. Son karar, Türkiye'de Azerbaycan'a yöneltilen suçlamaların hiçbir siyasi dayanağının olmadığını da gösterdi Filistin meselesinde sessizlik Türkiye son yıllarda Filistin meselesinde en ilkeli duruş sergileyen ülkelerden biri oldu. Ankara, Filistin'i uluslararası örgütlerde, diplomatik platformlarda ve insani düzeyde sürekli olarak destekledi. Cumhurbaşkanı ve hükümet düzeyinde yapılan açıklamalar bunun açık örneğidir. Ancak İsrail'in son kararı sonrasında Filistin'den Türkiye'yi destekleyen benzer bir resmi açıklama gelmemesi çeşitli soruları gündeme getirdi. Karşılıklı destek uluslararası ilişkilerde önemli bir siyasi göstergedir. Eyaletlerarası ilişkiler yalnızca duygusal çekiciliğe göre değil, belirli konumlara göre de değerlendiriliyor. Böyle anlar dostluğun ve ortaklığın gerçek sınırlarını ortaya çıkarır. Diplomaside suskunluk bazen siyasi bir duruş olarak ele alınır. Bu nedenle oluşturulan tablo çeşitli siyasi çevrelerde geniş çapta tartışılıyor. Son olaylar ortaklığın yeniden değerlendirilmesi fikrini güçlendirdi. Bu iletişim, 70-80-ci illərində terör gruplarının yüksək səviyyələrdə əməkdaşlıq barədə çoxsaylı araştırmalar ve xatirələr mövcuddur. In that period, the factual evidence regarding the training of members of the ASALA terrorist organization in the camps affiliated with the Palestine Liberation Organization was published in various international publications and in the past. İstihbarat materyalleri arasında yer alıyor. Ancak o yıllarda Türk diplomatlara yönelik terör eylemleri Ankara için güvenlik açısından en sancılı dönemlerden biri olarak hatırlanıyor. Bu tarihsel arka plan göz önüne alındığında, bazı siyasi gözlemciler Filistin tarafının Türkiye'nin hassas gördüğü konularda temkinli bir tutum sergilemesini tesadüf olarak görmüyor. Son yıllarda Ermenistan ile Filistin arasında siyasi diyaloğun yoğunlaşması, karşılıklı üst düzey temaslar ve diplomatik ilişkilerin geliştirilmesi bu bağlamda öne çıkanlardan biri olarak değerlendiriliyor. Modern devletlerarası ilişkileri, onlarca yıl önce faaliyet gösteren silahlı grupların faaliyetleriyle aynı kefeye koymak elbette doğru olmaz. Ancak bölgenin siyasi hafızası hâlâ bu olayların izlerini taşıyor ve günümüzün diplomatik süreçlerinin yorumlanmasında sıklıkla bahsedilen faktörlerden biri olmaya devam ediyor Tarih dersleri ve jeopolitik gerçeklik Tarih, uluslararası ilişkilerde yalnızca ulusal çıkarların değişmediğini gösteriyor. Ermeni radikal örgütlerinin farklı dönemlerde Türk diplomatlara karşı gerçekleştirdiği terör eylemleri, bölgenin güvenlik tarihinin acı sayfalarından birini oluşturuyor. Bu olaylar sadece Türkiye'ye karşı değil, uluslararası diplomasiye karşı da suçtu. Tarihsel gerçekler terörizmin hiçbir zaman siyasi amaçları meşrulaştıramayacağını göstermektedir. Modern jeopolitik gerçeklik aynı zamanda devletleri duygusal değil rasyonel kararlar almaya teşvik etmektedir. Son olayların arka planında Türkiye için kimin güvenilir ortak olduğu daha da netleşiyor. Azerbaycan bu sınavı atlatan ülke oldu. Çünkü Bakü kardeşlik ilişkilerini sadece sloganlar düzeyinde değil, siyasi davranışlarıyla da pekiştirdi. Bu stratejik birlik bölgenin gelecekteki güvenlik mimarisinin temel faktörlerinden biri olacaktır. Tarih, gerçek dostun zor zamanlarda bilindiğini bir kez daha gösterdi Azerbaycan'ın tutumu değişmedi Azerbaycan'ın dış politikası ulusal çıkarlar, uluslararası hukuk ve stratejik ittifak ilkelerine dayanmaktadır. Bakü, İsrail ile ilişkilerini karşılıklı çıkarlara dayalı olarak sürdürüyor ancak Türkiye'nin ulusal çıkarlarını etkileyen konulardaki tutumunu gizlemiyor. Kardeş Türkiye ile dayanışma Azerbaycan'ın devlet politikasının değişmez çizgisidir. Diplomatik uygulamada "tek millet, iki devlet" ilkesi bir kez daha teyit edildi. Azerbaycan'da sözde "Ermeni soykırımı" iddiaları devlet ve toplum tarafından protesto ediliyor. Son dönemde yaşananlar, dengeli bir dış politikanın ilkesiz olmadığını, aksine güçlü bir devlet iradesinin göstergesi olduğunu göstermiştir. Azerbaycan dostlarıyla dost, kardeşleriyle omuz omuza durabilen bir devlettir. Bakü bu nedenle bölgenin en güvenilir ortaklarından biri olarak kabul ediliyor. Zor zamanlarda destek, stratejik ittifakın en yüksek kriteridir. Tarih tam olarak bu tür pozisyonları hatırlıyor Bu versiyonun dili daha haberci, başlıklar daha iddialı ve analitik yazım tarzına daha yakın. Ancak tartışmalı konularda yalnızca doğrulanabilir bilgiler gerçek olarak kullanıldı ve değerlendirmeler analitik pozisyonlar olarak sunuldu Aynı zamanda Ortadoğu ve Güney Kafkasya jeopolitiğinde uzun yıllardır tartışılan bir başka nokta da göz ardı edilemez. 20. yüzyılın 70'li ve 80'li yıllarında, bazı Ermeni silahlı grupları ile bireysel Filistin silahlı örgütleri arasında çeşitli düzeylerde işbirliğine dair çok sayıda çalışma ve anı var. O dönemde ASALA terör örgütü üyelerinin Filistin Kurtuluş Örgütü'ne bağlı bazı kamplarda eğitildiğine ilişkin iddialar çeşitli uluslararası yayınlarda ve eski istihbarat materyallerinde yer alıyordu. O yıllarda Türk diplomatlara yönelik terör eylemleri Ankara için güvenlik açısından en sancılı dönemlerden biri olarak hatırlandı. Bu tarihsel arka plan göz önüne alındığında, bazı siyasi gözlemciler Filistin tarafının Türkiye'nin hassas gördüğü konularda temkinli bir tutum sergilemesini tesadüf olarak görmüyor. Son yıllarda Ermenistan ile Filistin arasında siyasi diyaloğun yoğunlaşması, karşılıklı üst düzey temaslar ve diplomatik ilişkilerin geliştirilmesi bu bağlamda öne çıkanlardan biri olarak değerlendiriliyor. Modern devletlerarası ilişkileri, onlarca yıl önce faaliyet gösteren silahlı grupların faaliyetleriyle aynı kefeye koymak elbette doğru olmaz. Ancak bu olayların izleri hâlâ bölgenin siyasi hafızasında varlığını sürdürüyor ve bu durum günümüzün diplomatik süreçlerine de yansıyor. sıklıkla bahsedilen faktörlerden biri olmaya devam etmektedir. Elnur Amirov

Kaynak: modern.az

Diğer Haberler