Tenqri
Ana Sayfa
Kültür

İki Gözüm Ayşe: Sabahattin Ali’nin eşsiz mektupları yıllar sonra raflarda | T24

Katillerin korunduğu bir cinayetle 41 yaşında hayata veda ettiğinde çağları aşan öyküleri, romanları ve şiirleriyle Türk edebiyatına silinmez izler bırakan Sabahattin Ali’nin mektuplarını bir araya getiren “İki Gözüm Ayşe” kitabı, yıllar sonra yeniden yapılan baskısıyla okurlarla buluştu. İş Kültür

0 görüntülemet24.com.tr
İki Gözüm Ayşe: Sabahattin Ali’nin eşsiz mektupları yıllar sonra raflarda | T24
Paylaş:

Katillerin korunduğu bir cinayetle 41 yaşında hayata veda ettiğinde çağları aşan öyküleri, romanları ve şiirleriyle Türk edebiyatına silinmez izler bırakan Sabahattin Ali’nin mektuplarını bir araya getiren “İki Gözüm Ayşe” kitabı, yıllar sonra yeniden yapılan baskısıyla okurlarla buluştu. İş Kültür Yayınları’ndan çıkan “Sabahattin Ali’nin Özel Mektupları / İki Gözüm Ayşe”de, önemli bir bölümü soruşturmalar, davalar ve cezaevlerinde geçen yılları arasında yazarın kaleme aldığı 67 mektupla Aldırma Gönül, Melankoli, Göklerde Kartal Gibiydim, Geçmiyor Günler gibi bestelenerek milyonlara ulaşan şiirlerinin el yazması orijinalleri yer alıyor Kitapta bir araya getirilen tamamı eski harflerle yazılmış mektuplar ve şiirler, T24’ün kurucusu ve Genel Yayın Yönetmeni Doğan Akın’ın, Cumhuriyet gazetesi muhabiriyken 1990 yılında bir söyleşi için Ayşe Sıtkı İlhan’ın kapısını çalmasının ardından ortaya çıktı. Yaklaşık 30 yıl sonra gözden geçirilmiş yeni baskıyla yayımlanan derleme, Ayşe Sıtkı İlhan ve Doğan Akın’ın imzasını taşıyor 41 yaşında öldürülen Sabahattin Ali’nin, edebiyatının kaynaklarını da haber veren mektuplarını bir araya getiren ‘İki Gözüm Ayşe’nin önsözünde, 51 yaşında katledilen gazeteci Uğur Mumcu’nun imzası bulunuyor Kitapta ayrıca, Sabahattin Ali cinayeti dosyası eşliğinde Mehmet Ali Aybar, Prof. Dr. Cahit Arf, Prof. Dr. Tarık Zafer Tunaya, Prof. Dr. Aydın Aybay’ın tanıklıklarına ilişkin olarak yapılan söyleşiler de yer alıyor Doğan Akın yazdı | Bütün cinayetlerde Sabahattin Ali'nin katillerinin parmak izi var! İş Kültür Yayınları’nın, sert kapak ve karton kapak olarak iki farklı edisyonunu yayımladığı kitabın tanıtımı için paylaştığı metin şöyle: “Sabahattin Ali 6 Kasım 1931 ile 15 Nisan 1935 tarihleri arasında Ayşe Sıtkı İlhan’a tamamı eski harflerle yazılmış tam altmış yedi mektup, on bir şiir ve iki çeviri gönderir. Türk edebiyatının efsane mertebesindeki yazarı Sabahattin Ali’nin hiç bilinmeyen altmış yedi mektubu ve bir bölümü bestelenerek milyonlara ulaşmış şiirlerinin cezaevlerinden yazılmış bu orijinal el yazmaları Ayşe Sıtkı İlhan tarafından gazeteci Doğan Akın’a teslim edilir. Ayşe Sıtkı İlhan mektupları eski yazıdan çevirir, Doğan Akın yayına hazırlar Dönemin çarpıcı atmosferini yansıtmanın yanı sıra Kürk Mantolu Madonna’dan Kuyucaklı Yusuf’a, Aldırma Gönül’den Melankoli ve Dağlar’a öykü ve romandan şiire uzanan Sabahattin Ali edebiyatının kaynaklarının birinci elden habercisi olan bu kıymetli mektupların gözden geçirilmiş yeni baskısını isimlerin üzerindeki gizi kaldırıp tam metin olarak okuyucuya sunuyoruz.” 24 Ocak 1993 Pazar günü, Ankara’daki evinin önünde uğradığı bombalı saldırı sonucu katledilen Uğur Mumcu’nun, Ekim 1990’da İki Gözüm Ayşe için kaleme aldığı önsöz şöyle: Sabahattin Ali, Türk yazınının, bin bir türlü çileden geçmiş soylu yazarlarından biridir Bu çileli yaşam 2 Nisan 1948 günü, Kırklareli’nin Üsküp nahiyesi, eski adıyla Sazara, yeni adıyla Çukurca Köyü’nün dokuz kilometre uzaklığındaki Istranca Dağı Beylik ormanlarında “Öküz Çatak” denilen yerde, Yugoslav göçmeni, ordudan çıkarılmış astsubay ve Milli Emniyet ajanı Ali Ertekin’in sopa darbeleriyle noktalandığında, geride binlerce sayfalık öyküler ve acılardan süzülmüş dizeler kalmıştı Sabahattin Ali, “Göklerde kartal gibiydim/ Kanatlarımdan vuruldum/ Mor çiçekli dal gibiydim/ Bahar vaktinde kırıldım” dizelerinde sanki geleceği okumuştu Elinizde tuttuğunuz kitapta, Sabahattin Ali’nin duygusal bağlarla tutulduğu Ayşe Sıtkı İlhan’a 1931-35 yıllarında cezaevinden yazdığı yeşil mürekkepli mektuplar, bu çileli yaşamın sevgi ile tutsaklık arasındaki tel örgüleri gibi o günlerden bugünlere bizlere ulaşıyor Bu mektupları okurken, satırlar paslı birer kelepçe olup bileklerinize takılıyor, demir parmaklık olup önünüze dikiliyor, “benimsin, benimsin diyemediğim” dizeleriyle yüreklerden çıkıp vicdanlarınıza yerleşiyor Sabahattin Ali, 1932 yılında yakın arkadaşlarından, sonradan CHP milletvekili olan Emin Soysal tarafından ihbar edildi ve Atatürk’e hakaret suçundan bir yıl hapis cezasına çarptırıldı Sabahattin Ali, Konya ve Sinop cezaevlerinde yattı. “Başın öne eğilmesin / Aldırma gönül, aldırma / Ağladığın duyulmasın / Aldırma gönül, aldırma” dizeleri Sinop Cezaevi’nin deniz altındaki hücrelerinde yazıldı. “Görmesen bile denizi / Yukarıya çevir gözü / Deniz gibidir gökyüzü / Aldırma gönül, aldırma” dizeleri deniz altındaki hücrelerden gelen acı çığlıklardı Bu acı çığlıklar “dışarıdaki deli dalgalar”ın seslerine karışarak bugünlere kadar geldi. O günden bugüne pek çok siyasal tutuklu, cezaevlerinde biraz da bu dizelerle avundu Sabahattin Ali, 1933 yılında çıkarılan af yasasıyla salıverildi Aynı yıl Bakan Abidin Özmen tarafından Milli Eğitim Bakanlığı Yayınlar Şefliği, sonra da Ankara’da yeni açılan Devlet Konservatuvarı’nda Carl Ebert’in asistanlığına getirildi. Konservatuvarda dramaturgluk yaptı, diksiyon dersleri verdi Konservatuvardaki yıllar Sabahattin Ali’nin en mutlu dönemi oldu. 1935 yılında Aliye Hanım’la evlenmiş ve 1938 yılında da Filiz Ali doğmuştu. Mutluluğuna diyecek yoktu Bu mutluluk, İçimizdeki Şeytan kitabını yazıncaya kadar sürdü. Sabahattin Ali bu kitabında ırkçı-Turancı akımı ve bu akımın önde gelen liderlerini anlatıyordu, onları yeriyor ve eleştiriyordu. Irkçı-Turancı akımın lideri Nihal Atsız, 1940 yılında yayımladığı “İçimizdeki Şeytanlar” broşürüyle Sabahattin Ali’yi uzun sürecek bir siyasal düelloya çağırmıştı 40’lı yılların siyasal davalarında sık sık “Sabahattin Ali-Nihal Atsız” adlarına rastlanır. Sabahattin Ali, ilerici ve solcuların, Nihal Atsız da ırkçı ve Turancıların birer simgesi oldular Nihal Atsız sahibi bulunduğu Orkun adlı dergide zamanın başbakanı Şükrü Saracoğlu’na seslenen üç açık mektup yazdı. Atsız, bu mektuplarında Sabahattin Ali’nin komünist olduğunu ve Milli Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel tarafından korunduğunu ileri sürmekteydi Sabahattin Ali, yazılarında kendisi için “vatan haini” dediği gerekçesiyle Nihal Atsız’ı mahkemeye verdi Dava, Ankara 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nde 28 Nisan 1944 günü başladı. İkinci duruşmanın yapılacağı 3 Mayıs günü Atsız yanlısı gençler adliye binası önünde gösteri yaptılar. 9 Mayıs günü mahkeme Nihal Atsız’ı dört ay hapis cezasına çarptırdı 6 Mayıs günü de Orkun dergisi Bakanlar Kurulu kararıyla kapatılıyor, bir ay önce de Atsız’ın Boğaziçi Lisesi’ndeki edebiyat öğretmenliğine son veriliyordu 3 Mayıs günkü Ankara’daki siyasal taşkın gösteriler “ırkçılık-Turancılık” davası adı verilen davanın açılmasını öne aldırmıştı Sabahattin Ali, 1946 yılında Aziz Nesin’le birlikte çıkardığı Marko Paşa adlı dergide “Topunuzun Köküne Kibrit Suyu” başlıklı yazı nedeniyle Cemil Sait Barlas tarafından mahkemeye verildi. İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi, Sabahattin Ali’yi dört ay hapis cezasına çarptırdı Bu arada Sırça Köşk adlı öyküsü [öykü kitabı] 1948 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla toplatılmış, Mehmet Ali Aybar’ın çıkardığı Zincirli Hürriyet’teki yazıları da kovuşturmaya uğramıştı Sabahattin Ali, bu baskılardan sıkılmıştı. Şu satırları bu sıkıntılarını anlatıyor: “Bugünkü itibarlı kişiler gibi kese doldurmadık, makam peşinde koşmadık. İç ve dış bankalara para yatırmak, han, apartman sahibi olmak, sağdan soldan vurmak ve milleti kasıp kavurmak emellerine kapılmadık. Bütün kavgamızda, kendimiz için bir şey istemedik. Yalnız ve yalnız, bu yurdun bütün yükünü omuzlarında taşıyan milyonlarca insanın derdine derman olacak yolları araştırmak istedik Ne affedilmez suçmuş meğer! Neredeyse, yoldan geçerken mide uşakları arkamızdan bağıracaklar: ‘Görüyor musunuz şu haini! İlle de namuslu kalmak istiyor ve ahengimizi bozuyor...’ Çalmadan, çırpmadan, bize ekmeğimizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz bırakmadan yaşamak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmalı idi?” Doğan Akın, Sabahattin Ali’nin Ayşe Sıtkı İlhan’a yazdığı mektupları gün ışığına çıkararak o günlerden bugünlere duygu köprüleri kuruyor Sabahattin Ali, “Ömrümde yıllar kadar yar sevdim / Her biri bir başkasının eşidir” diyordu. Ayşe, bu sevgililerden biridir Yeşil mürekkepli mektuplar, gözyaşlarına batırılmış ıslak mendiller gibi o günlerden bugünlere ulaşıyor Sabahattin Ali’nin yaşam öyküsü başlı başına bir dramdır. Bu dram ilerici ve toplumcu Türk aydınının da dramıdır Sabahattin Ali’nin bugün mezarının nerede olduğu bile bilinmiyor. Bu gibi kitaplar, mezarının yeri bile bilinmeyen, geçmiş hükümetlerin bir mezar yerini bile çok gördükleri Sabahattin Ali için dikilen gerçek mezar taşlarıdır Doğan Akın’ın, kitabın yeni baskısı için yazdığı önsöz şöyle: Sabahattin Ali edebiyatının kaynaklarını da haber veren mektuplar 1990 yılının başlarıydı. Cumhuriyet Gazetesi Ankara Bürosu’nun en genç muhabirlerinden biriydim. Dönemin Cumhuriyet Ankara Temsilcisi Ahmet Tan, “Sabahattin Ali’nin yakın arkadaşı Ayşe Hanım, yakınlarda, galiba Konur Sokak’ta oturuyormuş. Kendisini bulup hafta sonu için bir söyleşi yap” dediğinde, neyle karşılaşacağımı bilmiyordum Sabahattin Ali, Yüksek Muallim Mektebi öğrencisi olarak tanıştığı Ayşe Sıtkı İlhan’a, önemli bir bölümü cezaevleri ve soruşturmalarla geçen 1931 ile 1935 yılları arasında, henüz yayımlanmamış eserlerinin doğum sürecini de içeren onlarca mektup yazmıştı O sıralarda sadece Ayşe Sıtkı İlhan’ın Sabahattin Ali’ye yazdığı mektuplar yayımlanmıştı. Cumhuriyet yazarı Oktay Akbal da, gazetedeki köşesinde “Ayşe’nin nerede olduğunu, ne yaptığını, Sabahattin Ali’nin ona gönderdiği mektupların akıbetini” soran bir yazı yazdı. Ayşe Sıtkı İlhan, yazısı üzerine Akbal’a bir mektup göndererek “Sabahattin’in ‘İki gözüm Ayşe’si benim” diye kendisini haber verince, yaklaşık 60 yıl saklanan mektupların ortaya çıkmasına giden yol açılmıştı. Ancak, Ayşe Sıtkı İlhan ile Oktay Akbal’ın bu yazışmalarının ardından mektupların yayımlanmasına kadar geçen süre on yılı bulacaktı Yaklaşık on yıl önceki bu temastan haberim olmadığı için söyleşi yapma talebiyle Ayşe Hanım’ın kapısını çalmak üzere yola koyuldum. Konur Sokak’ta, Emniyet Genel Müdürlüğü’ne ait bir binanın yanındaki apartmanda oturuyordu. Zili çaldığımda, emniyet zincirini çıkarmadan kapıyı aralayarak kim olduğumu sordu. Nazi Almanya’sından Türkiye’ye kaçan ikinci eşi, bitişikteki emniyet binası nedeniyle sık sık gördüğü üniformalılardan endişe etmiş, yıllarca tedirginlik içinde yaşamışlardı. Kendimi tanıttım, Cumhuriyet’te yayımlanacak söyleşi için orada olduğumu anlattım. Zinciri çıkardı, kapıyı açarak salona davet etti “Söyleşi yapalım tabii ama bende Sabahattin’in mektupları var” dedi, yandaki odaya gitti ve elinde mektup dolu büyükçe bir tepsiyle salona döndü! Tepsinin başına oturdum ve saydım; Sabahattin Ali 6 Kasım 1931 ile 15 Nisan 1935 tarihleri arasında Ayşe Sıtkı İlhan’a tamamı eski harflerle yazılmış tam 67 mektup, 11 şiir ve iki çeviri göndermişti. Türk edebiyatının efsane mertebesindeki yazarı Sabahattin Ali’nin hiç bilinmeyen 67 mektubu ve bir bölümü bestelenerek milyonlara ulaşmış şiirlerinin cezaevlerinden yazılmış orijinal el yazmaları elimdeydi! Henüz sigortası bile yapılmamış genç bir gazeteci ve erken yaşlarında Sabahattin Ali okumuş bir kitapçı çocuğu olarak içim içime sığmıyordu, koşarak gazeteye döndüm. Söyleşi için acele etmemeyi, mektupları yeni harflere çevirmeyi önerdim. Adnan Ötüken’le birlikte Millî Kütüphane’nin kurucu ekibinde yer alan Ayşe Sıtkı İlhan, çeviri işini memnuniyetle yapacağını söyledi. Gazete de uygun görünce, o sırada İnkılap Sokak’ta bulunan Cumhuriyet Ankara Bürosu’nun ilk katındaki Uğur Mumcu’nun odasına (“Miting gibi oluyor büroya geldiğimde, çalışamıyorum” diyen Uğur Mumcu, gazetedeki odasını sık kullanmıyordu) yerleştik. Ayşe Hanım tercümeyi yapıyor, ben daktilo ediyordum. O sırada 78 yaşında olan Ayşe Hanım’ın uygun olduğu bir mesai düzeni içinde başladığımız çeviri işi sekiz ay sürdü Ayşe Sıtkı İlhan, gün ışığına çıkardığı Sabahattin Ali’nin eşsiz mektuplarını edebiyat tarihine kazandırdıktan yıllar sonra, 2008’de 96 yaşındayken aramızdan ayrıldı Mektupların küçük bir bölümü, Cumhuriyet gazetesinde yazı dizisi olarak yayımlandı. Tamamını içeren kitabın ilk baskısı ise 1991 yılında Nimet Demir yönetimindeki Ataol Yayınları arasında çıktı. İkinci baskıyı, Ahmet Küflü yönetimindeki Bilgi Yayınları yaptı Elinizdeki kitap; dönemin çarpıcı atmosferini yansıtmasının yanı sıra Kürk Mantolu Madonna’dan Kuyucaklı Yusuf’a, Aldırma Gönül’den Melankoli ve Dağlar’a öykü ve romandan şiire uzanan Sabahattin Ali edebiyatının kaynaklarını da haber veren kıymetteki mektupların gözden geçirilmiş yeni baskısı. Mektupları uzun bir aradan sonra yayımlayan İş Kültür Yayınları’na ve editörüm Rûken Kızıler’e teşekkür ederim Sabahattin Ali 1948 yılında öldürüldü, katili -sürecin ayrıntılarını kitaba eklediğim dosyada göreceğiniz üzere- adeta ödüllendirildi! Bu kitabın sunuşu için kaleme aldığı yazıda 41 yaşında öldürülen Sabahattin Ali’nin “bin bir türlü çileden geçtiğini” anlatan Uğur Mumcu da, 24 Ocak 1993’te Ankara’daki evinin önünde uğradığı bombalı saldırıda 51 yaşındayken katledildi Hatıraları önünde saygıyla eğilirken sormadan edemiyorum: Hayattan koparılan bu emsalsiz insanlar için tek tesellimiz; eserleriyle yaşamaları, yok edilememeleri mi olmalıydı? Dünyaya yayılan kitapları, hatıraları, yakınları, okurları, uğruna can verdikleri ülkeleri; hiç olmazsa -benzer parmak izlerini taşıyan- bu karanlık cinayetlerin aydınlatılmasını hak etmiyor muydu? Kitap: İki Gözüm Ayşe / Sabahattin Ali’nin Özel Mektupları T24 dijital haber ve abonelik platformudur. Google ile giriş, T24 abonelik hesabınıza kayıt ve oturum açma içindir; Google hesabınızdan yalnızca e-posta adresi ile ad-soyad bilgisi alınır. Detaylı bilgi · Abonelik · KVKK Çerezler, bir web sitesinden gönderilen ve kullanıcının web tarayıcısı tarafından kullanıcının bilgisayarında, kullanıcı gezinirken saklanan küçük veri parçalarıdır. Tarayıcınız her mesajı çerez adı verilen küçük bir dosyada saklar. Sunucudan başka bir sayfa talep ettiğinizde, tarayıcınız çerezi sunucuya geri gönderir. Çerezler, web sitelerinin bilgileri hatırlaması veya kullanıcının tarama etkinliğini kaydetmesi için güvenilir bir mekanizma olacak şekilde tasarlanmıştır Bu tanımlama bilgileri, web sitesinin çalışması için gereklidir ve sistemlerimizde kapatılamaz. Bunlar genellikle yalnızca sizin işlemlerinizi gerçekleştirmek için ayarlanmıştır. Bu işlemler, gizlilik tercihlerinizi belirlemek, oturum açmak veya form doldurmak gibi hizmet taleplerinizi içerir. Tarayıcınızı, bu tanımlama bilgilerini engelleyecek veya bunlar hakkında sizi uyaracak şekilde ayarlayabilirsiniz ancak bu durumda sitenin bazı bölümleri çalışmayabilir Bu tanımlama bilgileri, sitemizin performansını ölçebilmemiz ve iyileştirebilmemiz için sitenin ziyaret edilme sayısını ve trafik kaynaklarını sayabilmemizi sağlar. Hangi sayfaların en fazla ve en az ziyaret edildiğini ve ziyaretçilerin sitede nasıl gezindiklerini öğrenmemize yardımcı olurlar. Bu tanımlama bilgilerinin topladığı tüm bilgiler derlenir ve bu nedenle anonimdir. Bu tanımlama bilgilerine izin vermezseniz sitemizi ne zaman ziyaret ettiğinizi bilemeyiz Bu tanımlama bilgileri, videolar ile canlı sohbet gibi gelişmiş işlevler ve kişiselleştirme olanağı sunabilmemizi sağlar. Bunlar, bizim tarafımızdan veya sayfalarımızda hizmetlerinden faydalandığımız üçüncü taraf sağlayıcılarca ayarlanabilir. Bu tanımlama bilgilerine izin vermezseniz bu işlevlerden tümü veya bazıları doğru şekilde çalışmayabilir Bu tanımlama bilgileri, sitemizde reklam ortaklarımız tarafından ayarlanır. Bunlar, ilgili şirketler tarafından ilgi alanları profilinizi oluşturmak ve diğer sitelerde alakalı reklamlar göstermek için kullanılabilir. Benzersiz olarak tarayıcınızı ve cihazınızı belirleyerek çalışırlar. Bu tanımlama bilgilerine izin vermezseniz farklı sitelerde size özel reklam deneyimi sunamayız Not: Reklamlar çerez politikasından bağımsız olarak gösterilir Bu tanımlama bilgileri, içeriğimizi arkadaşlarınız ve ağınızla paylaşabilmenizi sağlamak için sitemize eklenen çeşitli sosyal medya hizmetleri tarafından ayarlanır. Diğer siteleri kullanırken de tarayıcınızı izleyip ilgi alanı profilinizi oluşturabilirler. Bu durum, ziyaret ettiğiniz diğer sitelerde gördüğünüz içerikleri ve mesajları etkileyebilir. Bu tanımlama bilgilerine izin vermezseniz bu paylaşım araçlarını kullanamayabilir veya göremeyebilirsiniz

Kaynak: t24.com.tr

Diğer Haberler

İki Gözüm Ayşe: Sabahattin Ali’nin eşsiz mektupları yıllar sonra raflarda | T24 | Tenqri