Hüseyin Ekmekçi yazdı: Yaşadığımız bu gelişmeler bize gerçekleri hatırlatıyor
GERÇEKÇİ OLMAKLA İDEALİST OLMAK ARASINDA İNCE BİR ÇİZGİ VAR. YAŞADIĞIMIZ BU GELİŞMELER BİZE GERÇEKLERİ HATIRLATIYOR. BARIŞ İÇİNDE BİR DÜNYA, HUZUR İÇİNDE, SİLAHSIZ VE SÖMÜRÜSÜZ BİR ADA İSE BİZİM İDEALİMİZ BU TOPRAKLARDA YAŞAYAN HERKES İÇİN EN BÜYÜK DİLEK, BÖLGEDEKİ SAVAŞIN BİR AN ÖNCE SONA ERMESİ V

GERÇEKÇİ OLMAKLA İDEALİST OLMAK ARASINDA İNCE BİR ÇİZGİ VAR. YAŞADIĞIMIZ BU GELİŞMELER BİZE GERÇEKLERİ HATIRLATIYOR. BARIŞ İÇİNDE BİR DÜNYA, HUZUR İÇİNDE, SİLAHSIZ VE SÖMÜRÜSÜZ BİR ADA İSE BİZİM İDEALİMİZ BU TOPRAKLARDA YAŞAYAN HERKES İÇİN EN BÜYÜK DİLEK, BÖLGEDEKİ SAVAŞIN BİR AN ÖNCE SONA ERMESİ VE KIBRIS’IN YENİDEN BARIŞ, İSTİKRAR VE GÜVENLİK İLE ANILAN BİR YER OLMASIDIR Kıbrıs konusunda istediğimiz kadar romantik olalım… Dünyadaki tüm gelişmeler gelip bizi ilgilendiriyor. Yetmediği gibi, yanı başımızdaki krizlerde yaşanan her olay bize bir kez daha “batmayan uçak gemisi” olduğumuzu hatırlatıyor. Biz unutsak, tarih, tarih unutsa gerçekler Böyle durumlarda elbette stratejik davranmak son derece önemli. Hem yaşananlardan en az hasarla kurtulmak hem de toplumu topyekûn bir kavganın içine çekmemek gerekiyor. Hem Türkiye hem de Kıbrıs Türk liderliği şimdilik bu çizgide görünüyor. Tehdit yok, kaba açıklama yok… naif naif… Senelerdir hiçbir şey öğrenmediysek, öğrenmekte gecikmememiz gereken bir nokta var: Mütekabiliyet. Merhum Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş’tan çok sık duyduğumuz kelimelerden biri de buydu, öyle değil mi: Mütekabiliyet Mütekabiliyet; uluslararası ilişkilerde ve devletler arası diyaloglarda hak ve uygulamaların karşılıklı ve eşit şekilde uygulanması prensibidir. Hele hele bizim gibi uzlaşmazlığın tavan yaptığı bir noktada mütekabiliyet, yani karşılıklılık ilkesi hayati önemdedir Türkiye, ben kendimi bildim bileli bu ilkeye hep sadık kaldı. Kıbrıslı Türklerin gücünün yetmediği yerlerde, Kıbrıslı Türklerle Kıbrıslı Rumlar arasındaki ilişkileri mütekabiliyet çizgisine çeken de çoğu zaman Türkiye oldu. Zaman zaman para harcayarak, zaman zaman askeri güçle… Bu nedenle bölgemizde yaşanan gelişmeleri değerlendirirken romantizmle değil, gerçekçilikle hareket etmek gerekiyor. Çünkü Kıbrıs, tarih boyunca sadece bir ada olmadı; aynı zamanda büyük güçlerin hesaplarının kesiştiği stratejik bir noktada durdu Kişi olarak savaşsız ve sömürüsüz bir dünya; Kıbrıs’ta siyasi eşitliğimize dayalı, Kıbrıslı Rumlarla kardeşçe yaşayabileceğimiz bir çözüm istiyorum. Ama dünya bizim gibi romantikler tarafından yönetilmiyor. Eski insanlar, atlarına binip gittiler. Demirin tuncuna, adamın … kaldık… İyi mi? Son 48 saate baksanıza… Hristodulidis, uluslararası camianın tanıdığı bir lider. AB dönem başkanı… Haliyle AB ülkeleri de Orta Doğu’ya en yakın AB ülkesinin yanında durmak için seferber oldu. Yunanistan uçaklarını gönderdi… Fransa boş durur mu? Uçak gemisini… Anladık, AB müktesebatı çözüm olana kadar askıda… Yahu, insan canının da mı kıymeti yok? Hadi, Hristodulidis’in aklına gelmedi… Bir Allah’ın kulu da sormadı mı: “Yahu şuralarda bir yerlerde Kıbrıslı Türkler de vardı; onlara da bakarak olalım… En azından hatırlarını soralım…” Bu tabloda elbette Türkiye de bir adım atacak. Hatta bütün KKTC karşı çıksa, Güney Kıbrıs’ın bu kadar silahlandığı, farklı güçlerin konumlandığı bir zamanda boş durur mu Türkiye? Durmaz. Durmadı da… 6 adet F-16 şimdi adada…ne demiştik? Mütekabiliyet… Dolayısıyla bugün adada gördüğümüz tabloyu sadece sloganlarla ya da duygularla açıklamak mümkün değildir. Herkes kendi toplumunun güvenliği için refleks gösterirken, ortaya çıkan tablo kaçınılmaz olarak bir denge arayışı oluyor. Kıbrıslı Türklerin geneli de zaten rahatsız değil… Ama bütün bu askerî hareketliliğin, savunma hazırlıklarının ve güç gösterilerinin ortasında unutulmaması gereken bir gerçek daha var: Bu adada yaşayan insanlar savaş istemiyor. Yeteri kadar kötü tecrübemiz var ve benzerinin bir daha yaşanmasını istemiyoruz Kıbrıs’ın bir askerî yığınak alanı, bir silah deposu ya da bölgesel güçlerin hesaplaşma sahası olarak anılmasını kimse arzulamaz. Bu topraklarda yaşayan herkes için en büyük dilek, bölgedeki savaşın bir an önce sona ermesi ve Kıbrıs’ın yeniden barış, istikrar ve güvenlik ile anılan bir yer olması Belki de bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz şey tam olarak budur… Romantizme kapılmadan gerçekleri görmek… Ama aynı zamanda barış umudunu da kaybetmemek. Bu yurdu gerçekten Türk’ü ve Rum’u ile sevenlerin de durduğu nokta eminim budur… Umudu kesme yurdundan…