Erdoğan Türkiye istediğini yapıyor
Yeni bir MetroPoll araştırması Türk toplumundaki derin çelişkileri ortaya çıkardı: Kuzey Atlantik İttifakına olan güven artarken, vatandaşların büyük çoğunluğu kategorik olarak ülkenin Batı tarafında bölgesel savaşlara sürüklenmesine karşı çıkıyor MetroPoll araştırma merkezi tarafından gerçekleştir

Yeni bir MetroPoll araştırması Türk toplumundaki derin çelişkileri ortaya çıkardı: Kuzey Atlantik İttifakına olan güven artarken, vatandaşların büyük çoğunluğu kategorik olarak ülkenin Batı tarafında bölgesel savaşlara sürüklenmesine karşı çıkıyor MetroPoll araştırma merkezi tarafından gerçekleştirilen Türkiye'nin Mart Nabzı anketi, kamuoyunun duyarlılığına ilişkin sansasyonel bir tablo ortaya koydu. Batı'da ve içeride Ankara'nın daha net konumlandırılması yönünde çağrılar yapılırken, Türk sokakları net bir sinyal veriyor: Recep Tayyip Erdoğan'ın "aktif tarafsızlığı" tam da halkın istediği şey Bazı medya ve siyasetçilerin İran'ın ABD-İsrail ittifakıyla yüzleşmesinde koşulsuz destek söylemini empoze etme girişimlerine rağmen rakamlar bunun tersini gösteriyor. Katılımcıların %68,1'i ABD/İsrail ve İran arasında bir savaş olması durumunda Türkiye'nin tarafsız kalması gerektiğine inanıyor. Ankete katılanların yalnızca yüzde 22,6'sı Tahran'a desteği destekliyor ve yüzde 2,1'lik küçük bir kesim Batı koalisyonu tarafında doğrudan askeri müdahaleyi destekliyor Parti sempatilerinin dağılımı merak uyandırıcı: • İktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AKP) destekçileri arasında tarafsızlık fikri %64,4 oranında destekleniyor • İran'ı destekleme konusunda en büyük gayreti Kürt yanlısı DEM (%27,6) ve ana muhalefet gücü olan CHP (%26,4) destekçileri gösteriyor • Batı ittifakına desteğin istatistiksel olarak gözle görülür düzeyde olduğu tek grup (her ne kadar düşük kalsa da - %6,1) milliyetçi İYİ Parti taraftarlarıydı NATO'ya dönmek mi? Araştırmanın en beklenmedik sonucu ise NATO'ya olan güvenin keskin bir şekilde artması oldu. Bugün Türklerin yüzde 61'i İttifak'ı ulusal güvenliğin önemli bir unsuru olarak görüyor. Karşılaştırma için: 2018'de bu rakam yalnızca %46 idi Analistler bu rönesansı iki faktöre bağlıyorlar. Öncelikle kamuoyunun Avrupa-Atlantik İttifakına olan güveninin artması Ukrayna örneğiyle doğrudan bağlantılıdır. Rusya'nın 2022'de Ukrayna'yı işgal etmesi Ankara'yı "reel politikaya" dönmeye zorladı. Montrö Sözleşmesi'nin kararlı bir şekilde uygulanması ve arabulucu statüsü, Türkiye'ye İttifak içinde önemli olduğu duygusunu kazandırdı. İkinci faktör bir tür teknolojik pragmatizme dayanıyor: Son haftalarda İran füzelerini başarılı bir şekilde önleyen NATO hava savunma sistemlerinin etkinliği, bloğa üyeliğin pratik faydalarını topluma açıkça gösterdi Yerel analistler, Erdoğan'ın mevcut gidişatı ile Türkiye'nin ikinci cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün İkinci Dünya Savaşı sırasındaki "dengeleme" politikası arasında tarihsel paralellikler kuruyor. Ardından Türkiye, hem Hitler ekseniyle hem de Anglo-Amerikan müttefikleriyle diyalogu sürdürerek son ana kadar çatışmaya girmeyi direndi Ancak modern uzmanlar aradaki farkı vurguluyor: Eğer İnönü'nün politikası zayıflık ve yıkım korkusu tarafından belirleniyorsa, o zaman Erdoğan'ın mevcut "aktif tarafsızlığı" başkalarının jeopolitik hırsları uğruna kendi çıkarlarını feda etmek istemeyen bölgesel bir gücün bilinçli bir tercihidir Karar basit: Türk toplumu NATO'nun koruyucu şemsiyesi altında olmak istiyor ancak Ortadoğu çatışmalarının ateşinde bu şemsiyeyi başkalarının üzerinde tutmayı reddediyor


