Çeşitli senaryolara karşı Türkiye’ninKıbrıs duyarlılığı - Kıbrıs Gazetesi - Kıbrıs Haber, KKTC Son Dakika ve Gündem Haberleri
Dışişleri Bakanlığı, Kıbrıs Türk halkının güvenliğinin geçmişte olduğu bugünde anavatan Türkiye tarafından sağlandığını, Türkiye’nin garantörlüğü ile Ada’daki askeri varlığının güvenlik, barış ve istikrarın teminatı olduğunu vurguladı Bakanlık yazılı açıklamasında, Rum yönetimi lideri Nikos Hristo
Dışişleri Bakanlığı, Kıbrıs Türk halkının güvenliğinin geçmişte olduğu bugünde anavatan Türkiye tarafından sağlandığını, Türkiye’nin garantörlüğü ile Ada’daki askeri varlığının güvenlik, barış ve istikrarın teminatı olduğunu vurguladı Bakanlık yazılı açıklamasında, Rum yönetimi lideri Nikos Hristodulidis’in, Türkiye’nin KKTC’ye konuşlandırdığı F-16’larla ilgili söylediklerini ve Türkiye Cumhuriyeti’nin Kıbrıs’ta ‘işgalci güç’ olduğu yönündeki iddiasını kınadı Açıklamanın en önemli bölümünde şöyle denildi: “Güney Kıbrıs’ın Ada’yı ABD, İsrail ve Fransa gibi ülkelerin askeri kullanımına tek taraflı açarak bazı güçlerin çıkarları doğrultusunda belirli çatışmalara taraf askeri bir üs haline getirdiği, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı saldırıları bahane ederek birçok ülke tarafından askeri unsurların konuşlanmasına olanak sağlamıştır.” Gerçekten sanki de savaş Kıbrıs’ta imiş gibi, birçok Avrupa ülkesini arayarak buraya denizaltı ve çeşitli silah sistemleri gönderilmesini sağlayan Rum yönetiminin esas amacı neydi diye merak etmemek elde değildir. Savaş ABD ile İsrail ve İran arasında olmasına rağmen Kıbrıs Ada’sının etrafının AB üyesi birçok ülkenin donanması ve uçaklarıyla donatılması kötü senaryoları akla getirmez mi? Nitekim Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Rum yönetimi başkanı Nikos Hristodulidis’in Baf’taki Andreas Papandreu hava üssünde görüşmesi herhalde hal – hatır sorma gibisinden değildi Aynı zamanda Ada’da havanın nasıl olduğunu da tartışmış olamazlardı. Acaba Ledra Palace’a gelen devlet misafirlerine varillerin arasından KKTC’yi gösteren ve işgal edebiyatını sürdüren Rum lider bu kez de Macron’a Baf’tan Kuzey Kıbrıs’ı göstererek aynı ‘kutsal görevini’ mi yerine getirmiştir? Kıbrıs Türk halkı 1974 öncesi dönemde bu Ada’da çok acılar çekmiş, insanlık dışı muamelelere maruz kalmış, tüm baskılara rağmen Türkiye’nin desteğiyle Ada’daki varlığını sürdürmeyi başarmıştır. Geçmişin acı günlerini bilen Kıbrıs Türkü’nün en ufak bir fırsatta nasıl bir tehlikeyle karşılaşacağı bilinmiyor değildir. Bu nedenle Türkiye’nin gösterdiği hassasiyeti iyi okumak gerek Yılmaz Garapli ve Dürü Çakıoğlu Tanınmış simalardan iyi insan Yılmaz Garapli’nin Mağusa’da toprağa verildiği, tüm dost akraba ve sevenlerine üzüntüyle duyuruldu Sevgili eşi Neriman hanım, çocukları Fatma – Ömer Dadaş, Pembe – Erkan Bulut, Yenal – Suna Garapli, Ünal – Sıdıka Garapli, torunları Osman, Neriman, Niral, Yağmur, Yılmaz, Zühre, Dilara, Dilan, İçim, Yılmaz ve Yenal, “Acımız sonsuzdur. Yokluğuna asla alışamayacağız. Yattığı yer nur, mekanı cennet olsun” dediler Bu arada Çayönü köyünün sevilen siması Dürü Çakıoğlu’nun geçen gün Çayönü’nde defnedildiği, tüm dost akraba ve sevenlerine üzüntüyle duyuruldu Anne ve babası Nazlı – İzzet Çakıoğlu (merhum), kardeşleri Seval – Hamza Sarpkaya, Havva – Cahit Cangün (merhum), Ferit Çakıoğlu, yeğenleri Öznur Sarpkaya, Dilem – Dağhan Kıstı, Dilek – Elzem – Cem Gürler, Kader – Uras – Mustafa Kablan, İzzet Sarpkaya, Halide Cangün, İzzet Çakıoğlu, Cahit Cangün, derin üzüntülerini dile getirerek, “Merhum’a Allah’tan rahmet, yaslı ailesine başsağlığı diler, nur içinde yatmasını ve mekanının cennet olmasını temenni ederiz” dediler