Tenqri
Ana Sayfa
Dünya

Doğu Perinçek: NATO çöplüğe, Türkiye yeni dünyanın merkezine yürüyor!

Dünya Medeniyetleri Girişimi Araştırma Merkezi (DÜNYAMER) 26-27 Haziran tarihlerinde “Dünyada Güvenlik ve NATO” konferansının ilk oturumuna konuşan Perinçek, Türkiye'nin bekasının ve kurtuluşunun NATO şemsiyesinde değil; Rusya, İran ve Çin ile omuz omuza inşa edilecek çok kutuplu Asya ittifakında ol

0 görüntülemeulusal.com.tr
Doğu Perinçek: NATO çöplüğe, Türkiye yeni dünyanın merkezine yürüyor!
Paylaş:

Dünya Medeniyetleri Girişimi Araştırma Merkezi (DÜNYAMER) 26-27 Haziran tarihlerinde “Dünyada Güvenlik ve NATO” konferansının ilk oturumuna konuşan Perinçek, Türkiye'nin bekasının ve kurtuluşunun NATO şemsiyesinde değil; Rusya, İran ve Çin ile omuz omuza inşa edilecek çok kutuplu Asya ittifakında olduğunu belirterek tarihi bir kırılmanın eşiğinde olduğumuzu ilan etti Doğu Perinçek konuşmasına şu sözlerle başladı: “Fuat Azadi'nin bu toplantımıza, NATO'nun patronu olan Amerika Birleşik Devletleri'ne karşı kazanılmış taze bir zaferin temsilcisi olarak katılması son derece anlamlıdır. İran'ın sergilediği bu duruş, bütünüyle bir devlet aklının zaferidir. NATO ülkelerinde ne yazık ki böyle bağımsız bir devlet aklından söz edemeyiz; zira NATO bünyesinde yalnızca bir üst akıl vardır ve bu emperyalist yapı, üye ülkelerin milli devlet akıllarını tamamen tasfiye etmiştir. İran'daki devlet yöneticileri ise yalnızca halkını, işçisini, çiftçisini ateşe sürmekle kalmamış; bizzat en ön cephede şehitliği göze alarak bu savaşı yürütmüş, devletlerini ve milletlerini bu sayede ayağa kaldırmışlardır Bu durum en başta Türkiye olmak üzere tüm NATO ülkeleri için çok büyük bir derstir. Türkiye'de NATO olmazsa biz ne yaparız, bizi NATO şemsiyesi korur şeklinde piyasaya sürülen asılsız rivayetler artık çökmüştür. İran, NATO üyesi olmadığı için Amerika'yı yenebilmiştir. Eğer İran NATO üyesi olsaydı, aklını ve güdümünü Washington'a teslim etmiş olacağı için ABD'ye peşinen mağlup olacaktı. Bağımsızlığını korumanın ve direnmenin ilk şartı, aklınızı başkasına kiraya vermemektir.” “7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara'da toplanacak olan NATO zirvesi, aslında bu ittifakın cenaze törenidir. Bu toplantı, büyük ihtimalle NATO'nun son zirvesi olarak tarihe geçecektir. Ne yazık ki hükümetimiz, bu cenaze töreninde adeta bir "ölü yıkayıcılığına" ve "cenaze levazımatçılığına" talip olmuş durumdadır. Açıkça ifade ediyorum; AK Parti diplomasisi bu ölü yıkama mesleğinde, Türk tarihinde eşi benzeri görülmemiş, ancak NATO'nun çöplüğe düşmüş tarihinde altın harflerle yer alacak tuhaf bir performans sergilemektedir Ancak şunu çok iyi bilmeliler ki, Türkiye'de NATO'nun tabutuna çakılacak tek bir tahta, cenazesinin gömüleceği bir karış toprak ve bu cenazeyi omuzlayacak tek bir insan dahi yoktur. NATO'nun patronlarına yegane tavsiyem; o cenazeyi alıp, ayaklarına çökmekte olan Avrupa sanayisinin paslı demirlerinden birini bağlayarak Atlas Okyanusu'nun karanlık sularına atmalarıdır. NATO sonrasına ilişkin Türkiye'ye roller biçilmesi büyük bir tuzaktır. Çöken bir yapının çatısı altına girdiğinizde üstleneceğiniz tek rol, o çöküşün altında kalmaktır. Türkiye'nin geleceği Atlantik sisteminde değil, yüzünü döndüğü Asya'nın yükselen uygarlığındadır.” “Türkiye, NATO planlarında gizli değil, apaçık bir düşman olarak kabul edilmektedir. Doğu Akdeniz'e baktığınızda ABD, İsrail ve Yunanistan'ın bize karşı kurduğu silahlı ittifakı görürsünüz. Ege'ye bakıyoruz; namlular doğrudan Türkiye'ye dönüktür ve ABD bütün adalara devasa askeri yığınaklar yapmaktadır. Trakya'da, Meriç Nehri'nin hemen karşısında ABD, İsrail ve Yunanistan'ın bize karşı düzenlediği nehir geçme tatbikatlarına şahit oluyoruz. Buradan çok net bir mesaj veriyorum: Meriç Nehri'ni NATO'nun dirisi geçemez, o nehirden ancak ölülerine izin vardır. Aynı tehdit kuşatmasını Karadeniz'de, Ukrayna üzerinden sahillerimize düşen SİHA'larla ve vurulan gemilerimizle de yaşıyoruz Bugün Türkiye, NATO ile lafla veya diplomasiyle değil, doğrudan silahla kapışan tek müttefiktir. Almanya, Fransa veya İtalya'nın NATO ile ilişkisi gevezelikten ibaret olabilir ancak Türkiye'nin üzerine NATO bizzat namluyla gelmektedir. Biz bu yapıyı çok iyi tanıyoruz. 1971 ve 1980 askeri darbelerinden, 15-16 Temmuz 2016 gecesi Ankara ve İstanbul'un caddelerinde köprülerinde Amerika Birleşik Devletleri ile yaşadığımız kanlı savaştan tanıyoruz. 1 Mayıs 1977'deki katliamdan, Maraş, Çorum, Sivas Madımak ve Başbağlar'da Alevi-Sünni vatandaşlarımızı birbirine düşürmek için tezgâhladıkları provokasyonlardan tanıyoruz. NATO'nun doğrudan üzerimize sürdüğü, binlerce askerimizi ve vatandaşımızı şehit eden PKK ve DEAŞ gibi terör örgütlerinden tanıyoruz. Dolayısıyla Türkiye'nin NATO ile hesaplaşması masada değil, arazide, namlu ucunda verilen kanlı bir mücadeledir.” “Kesinlikle aşılması imkansız bir kan uyuşmazlığı vardır. NATO; Türkiye'ye üretim ekonomisi, bağımsızlık veya egemenlik vadetmez. NATO'da kalleşlik, komşulara ihanet, Filistin'e destek oluyormuş gibi yapıp el altından ABD ve İsrail ile iş birliği yürütmek, yani ikiyüzlülük vardır. Özünde NATO, bir Hristiyan ve zenginler kulübüdür. Türkiye ise bir Güney ülkesidir, İslam ülkesidir; dolayısıyla bu yapının içindeki daimi "yabancı" ve "üvey evlat"tır. General de Gaulle'ün 1963'te Fransa için söylediği gibi; NATO milli ruhu, dürüstlüğü ve vatanseverliği yok eden, ABD'nin Avrupa'yı gütmek için boyunlara geçirdiği bir dizgindir Ancak Türkiye artık bu dizgini koparıp atmış, NATO'ya isyan bayrağını açmıştır. 15-16 Temmuz Amerikan darbe girişiminin ardından devletimizin içinde eşi görülmemiş bir arınma süreci yaşanmıştır. Türk Silahlı Kuvvetleri'nden, generallerin yarısı dâhil olmak üzere tam 24.000 FETÖ'cü/NATO'cu subay ihraç edilmiştir. Emniyet teşkilatımızdan 30.000 polis, yargıdan ise NATO bağlantılı 14.000 hakim ve savcı sökülüp atılmıştır. Bugün Türkiye'nin en yalın hakikati şudur: Türkiye Cumhuriyeti hapishanelerinde bugün NATO generalleri ve NATO subayları yatmaktadır. Devlet bu arınmayı başlatmıştır ve isyanımız mutlaka zaferle taçlanacaktır.” “Türkiye'nin geleceği; Mustafa Kemallerden, Namık Kemallerden, Talat ve Enver Paşalardan, İstiklal Savaşı'nın başı dik, tam bağımsızlıkçı geleneğinden beslenen kadroların ellerindedir. Trump'ın sırtını okşamasıyla, Washington'dan "aferin" alarak Türkiye'de hükümet olma devri sonsuza dek kapanmıştır. İktidarları Amerika'nın ve NATO'nun tayin ettiği o utanç verici dönemler artık geride kalmıştır. ABD'nin dizginlerinden kurtulmak isteyen Almanya ve Fransa gibi ülkelerin yanı sıra, emperyalizme direnen İran, Filistin ve Yemen de asla yalnız kalmayacaktır Türkiye; 200 yıllık devrimci birikimini, Milli Demokratik Devrimi'ni kesin zafere ulaştıracağı ve üretim devrimini tamamlayacağı yepyeni bir döneme girmektedir. Tarihte olduğu gibi bugün de Türk Devrimi; Rus, Çin ve İran devrimleriyle omuz omuza yürümektedir. Bölgemizdeki savaşı önleyecek, Amerika'ya, İsrail'e ve Yunanistan'a karşı gerçek caydırıcı gücü oluşturacak yegane stratejik formül; Türkiye, Rusya, İran ve Çin ittifakıdır. Bu blok, sadece üye ülkelerin menfaati için değil, tüm insanlığın geleceği için olağanüstü ve kaçınılmazdır. Önümüzdeki birkaç yıl içinde, kurumlarındaki NATO çamurunu tamamen temizlemiş, başı dik ve tam bağımsız Türkiye'yi tesis edecek o milli hükümet mutlaka kurulacaktır. Müjdemiz budur; NATO'ya isyan ediyoruz ve bu isyandan mutlak bir zaferle çıkacağız!” Kaynak: Ulusal Kanal Haber Merkezi

Diğer Haberler

Doğu Perinçek: NATO çöplüğe, Türkiye yeni dünyanın merkezine yürüyor! | Tenqri