Mustafa ERDOĞAN - Demokraside ‘’seçimlerden fazlasi’’ nedir?
Geçen 7-8 Temmuzda Ankara’da yapılan NATO zirvesinin ülkedeki gündelik hayat üzerinde ciddî menfî etkileri oldu. Tabiatıyla bundan en çok da başkentin kendisiydi; o kadar ki Ankara sâkinleri olarak bir hafta süreyle de facto bir olağanüstü hale maruz kaldık ‘’İşinde gücündeki’’ insanların gündelik

Geçen 7-8 Temmuzda Ankara’da yapılan NATO zirvesinin ülkedeki gündelik hayat üzerinde ciddî menfî etkileri oldu. Tabiatıyla bundan en çok da başkentin kendisiydi; o kadar ki Ankara sâkinleri olarak bir hafta süreyle de facto bir olağanüstü hale maruz kaldık ‘’İşinde gücündeki’’ insanların gündelik hayatlarını altüst eden ve Ankara şehri sakinlerini adeta devletin ‘’kapatması’’ yapan malum uygulamalar bir yana bırakılırsa, ifade, protesto, toplanma ve dolaşım gibi sivil hak ve özgürlüklerin fiilen askıya alındığı, keyfî gözaltı ve tutuklamaların olağanlaştığı bir olağanüstü hal yaşadık Öte yandan, genel olarak toplumda ve medyada zirveye katılan yabancı siyasî liderlere dönük yaygın olan bir beklenti de, bir istisna dışında, karşılık bulmadı. Malum, zirve öncesinde neredeyse herkes Avrupalı liderlerin mevcut AKP-MHP rejiminin otoriterliğini ima yollu da olsa eleştiren açıklamalar yapacaklarını, hatta liberal-demokratik standartlar açısından bu rejimi ‘’mahkum’’ edeceklerini bekliyordu (Toplumumuzun böyle bir beklentiye girmesinin makul olup olmadığı ayrı bir mesele) Ama öyle olmadı, eski Hollanda Başbakanı olan NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’nin kısa açıklaması hariç tutulursa, siyasî liderlerin güvenlikçi-stratejik önceliklerinin demokratik ideallere bağlılıklarına baskın olduğu ortaya çıktı. Rutte bir gazetecinin sorusuna şöyle cevap vermişti: ‘’Demokrasi seçimlerden çok daha fazlasıdır. Demokraside seçimler büyük bir öneme sahiptir ama demokrasi aynı zamanda özgür medyadır. Burada olduğu gibi tüm soruları sorabilmeniz, istediğiniz yazıları yazabilmeniz ve araştırmalarınızı yapabilmenizdir. Demokrasi aynı zamanda insanların eğer isterlerse protest gösterileri düzenleyebilmeleridir.Dolayısıyla sadece serbest seçimler yapmak değil. Medya konusunda da medyanın büyük etkinikleri bizat yerinde takip edebilmesi İttifak için önemlidir.’’ Bu cevabı demokrasi ile ilgili olarak benim öteden beri vurgulaya geldiğim bir noktayı yeniden hatırlatmak için bir vesile olarak görüyorum. O da kısaca şudur: Bizim kısaca ‘’demokrasi’’ dediğimiz şey aslında ‘’liberal demokrasi’’dir. Başka bir deyişle demokrasiyi demokrasi yapan aslında anayasal-temel hak ve özgürlükler, hukukun üstünlüğü, kuvvetler ayrılığı, yargı bağımsızlığı başta olmak üzere ‘’denetler ve dengeler’’ sistemi, çoğulculuk ve nihayet özgür medya gibi liberal prensipler, değerler ve kurumlardır Oysa, yalnızca ‘’demokrasi’’ seçimden ve siyasal katılımdan ibarettir ve onun yerleşik liberal kurumlar olmadan yaşayabilirliği yoktur. On yıl önce yazdığım gibi: ‘’Liberal Zemin Olmadan Demokrasi Olmuyor’’ (https://erdoganmustafa.org/liberal-zemin-olmadan-demokrasi-olmuyor/) Böyle bir ‘’demokrasi’’nin çoğunluk diktasına veya kişisel diktatörlüğe dönüşmesi kuvvetle muhtemeldir Her şeyden önce, demokrasi için herhangi bir şekilde yapılan seçimler değil, serbest ve yarışmacı seçimler şarttır. Bu da liberal özgürlükler, hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığı çerçevesinde işleyen bir çoğulculuğu zorunlu kılar Gözden kaçırılan çok önemli bir nokta da, seçim yoluyla ve başka şekillerde siyasal katılımın her zaman ‘’demokrasi’’ demek olmadığıdır, çünkü kitlesel katılımın özgürlük ve demokrasi karşıtı amaçlar için manipüle edilmesi her zaman mümkündür. Kitlelerin ideolojik olarak veya populist saiklerle seferber edilmesine dayanan mobilize katılım, özellikle ilk türde olanı, ‘’totaliter demokrasi’’ye götürebilecek bir yoldur Mark Rutte’nin demokrasi için gerekli olduğunu söylediği ‘’seçimlerden çok daha fazlası’’ nın açılımı işte bu anlattıklarımdır; yani dokunulmaz temel haklardır, kuvvetler ayrılığı ve yargı bağımsızlığıdır, hukukun üstünlüğüdür, özgür medyadır ve çoğulculuktur Onun içindir ki öteden beri yeri geldikçe ünlü demokrasi teorisyeni Giovanni Sartori’nin demokrasinin tanımı bağlamında ifade ettiği şu kısa formülü hep hatırlatırım: Demokrasi ‘’halkın özgürlüğü + halkın iktidarı’’ (demo-protection + demo power) demektir. Daha açık bir deyişle, demokrasi sadece ‘’halk iktidarı veya yönetimi’’ değil, ‘’özgür halkın iktidarı veya yönetimidir.’’ Temel özgürlükleri normatif ve kurumsal olarak garanti altında olmayan -yani özgür olmayan- bir ‘’halkın (kendini) yönettiği’’inden söz etmek saçmadır Hasılı, Mark Rutte doğru bir şey söylemiş de, sadece terminolojisinin (hemen hemen herkesinki gibi) biraz düzeltilmeye ihtiyacı var


