Dünya nüfusunun en zengin yüzde 10'u her yıl trilyonlarca dolarlık çevreye zarar veriyor
Hollanda'daki Leiden Üniversitesi'nden bir araştırma ekibi, nüfusun en zengin kesimlerinin neden olduğu çevresel zararın parasal karşılığını belirlemek için hesaplamalar yaptı. Hakemli yayın olan Communications Sustainability'de yayınlanan bir araştırma, küresel nüfusun en üst onda birlik kesiminin

Hollanda'daki Leiden Üniversitesi'nden bir araştırma ekibi, nüfusun en zengin kesimlerinin neden olduğu çevresel zararın parasal karşılığını belirlemek için hesaplamalar yaptı. Hakemli yayın olan Communications Sustainability'de yayınlanan bir araştırma, küresel nüfusun en üst onda birlik kesiminin faaliyetlerinden kaynaklanan yıllık zararın 1,7 trilyon ila 5,7 trilyon dolar arasında değiştiğini ortaya çıkardı Çalışmanın yazarları (ekolojistler Inge Schriver, Rutger Hoekstra ve Paul Behrens) 2017'deki tüketici verilerine dayanarak grubun karbon emisyonlarını, biyolojik çeşitlilik kaybını ve nitrojen, fosfor ve tatlı su kullanımını inceliyor. Hasarın parasal değeri 2024 Çevre Fiyat Rehberi esas alınarak belirlendi Hesaplamalar ülkeler arasında önemli farklılıklar gösterdi. En üst yüzde 10'da yer alan Amerikalı tüketiciler, yıllık gelirlerinin yüzde 6 ila 20'sini temsil eden, 19.000 ila 63.000 ABD Doları arasında değişen faturalar aldı. Hindistan'da karşılık gelen rakamlar dolardı, yani gelirin yüzde 0,8-2,8'i Küresel ölçekte biyolojik çeşitlilik kaybı toplam hasarın yüzde 47-56'sını, iklim değişikliği ise yüzde 36-45'ini oluşturuyor. Bilim insanları, ABD ve Çin'in en üst onda birlik dilimine ilişkin ihtiyatlı tahminlerin dahi, 2030 yılına kadar biyolojik çeşitliliğin korunmasına yönelik fonlarda 675 milyar dolarlık bir açığı kapatacağını vurguluyor. ABD'nin en büyük on şirketinin harcamalarının, yıllık 993 milyar dolarlık 2035 COP30 iklim değişikliği hedeflerini finanse etmek için yeterli olacağı tahmin ediliyor Araştırmacılar, sonuçların çevresel vergilendirmeyi haklı çıkarmak için kullanılmasını öneriyor. Onlara göre, "kirleten öder" ilkesinin getirilmesi, finansal kaynakların çevreyi korumaya ve nüfusun düşük gelirli gruplarının yaşam koşullarını iyileştirmeye yönlendirilmesini mümkün kılacaktır


