Tenqri
Ana Sayfa
Dünya

Bir Saldırının Anatomisi, Polemikten Uzak Durma Hali - Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber

Son bir haftadır içim içimi yiyor. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı, ama yeni cepheler açmaya da pek hevesli göründükleri savaşta on koca gün geride kaldı. Ne zaman oturup bir şey yazmaya kalksam ya da kısa bir video çekmek için kamera karşısına geçsem bir yerde duruyor, bitiremiyorum. Bun

4 gün önce0 görüntülemehavadiskibris.com
Bir Saldırının Anatomisi, Polemikten Uzak Durma Hali - Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Paylaş:

Son bir haftadır içim içimi yiyor. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı, ama yeni cepheler açmaya da pek hevesli göründükleri savaşta on koca gün geride kaldı. Ne zaman oturup bir şey yazmaya kalksam ya da kısa bir video çekmek için kamera karşısına geçsem bir yerde duruyor, bitiremiyorum. Bunun nedeni bilgi eksikliği değil tam tersine bombardımanı. Ama içimi kemiren belirsizlik, fırsatçılık, silik kalma hali ve bütün bunların yarattığı tuhaf öngörülemezlik duygusu da düşüncelerimi kilitliyor. Bugün yeniden anlatmayı deneyeceğim Ağrotur’daki İngiliz üssüne yönelik kaynağı belirsiz İHA saldırısı sonrası Güney Kıbrıs’ın hızla kurduğu yeni hikâyeye göre ada artık Avrupa güvenlik hattının parçası Son yıllarda yaşanan gelişmelere bakınca bunun tesadüf olmadığını görmek hiç de zor değil. Avrupa güvenliği söylemi, bölgeye yönelik askeri hareketlilik, Fransa ile savunma işbirliği, Yunanistan’la artan askeri koordinasyon… Hepsi aynı zincirin halkaları. Tam da bu yüzden Ağrotur’daki saldırı yalnızca bir güvenlik hadisesi değil; aynı zamanda bu stratejik yönelimi hızlandıran büyükçe ve işlevsel bir fırsat olarak kullanılıyor Peki ama İngiliz egemen üslerinden biri hedef alınmışken İngiltere ve Yunanistan bir yana; Almanya, Fransa, İtalya ve İspanya’nın Doğu Akdeniz’de bu kadar görünür hale gelmesinin anlamı ne? Bunun cevabı aslında uzun süredir hem yazılarda hem de N’oluyo? yayınlarında farklı vesilelerle ele aldığımız başlıklarda saklı. Burada sözünü ettiğimiz konular enerji yolları, deniz ticareti, Ortadoğu’daki çatışmaların çevresel güvenlik boyutu ve Akdeniz’de askeri erişim meselesi Yani konu salt Kıbrıs’ta taraf tutmak değil. İsrail’den Lübnan’a, Gazze’den İran’a uzanan gerilim alanlarının hemen yanında bulunan bu coğrafyada askeri ve siyasi varlık göstermek Avrupa başkentleri için doğrudan stratejik çıkar meselesi Bu nedenle Türkiye’nin altı F-16 savaş uçağı ve hava savunma unsurlarını adaya göndermesini de sadece askeri tedbir olarak görmek son derece eksik bir okuma olur. Bu aynı zamanda siyasi bir mesaj. Güney Kıbrıs ve Yunanistan’ın kurmaya çalıştığı Türkiye’ye karşı Avrupa güvenliği çerçevesinden bahsediyorum. Ankara da bu duruma sahada cevap veriyor. Bir bakıma adanın güvenlik dengesi Türkiye olmadan kurulamaz diyor Tam da bu noktada Cumhurbaşkanı Erhürman’ın Hristodulidis’in Türkiye’den gelen F-16’lara yönelik tepkisine verdiği yanıtı hatırlamak gerekiyor. Açıklamanın tonu serinkanlı ve polemik üretmeyen bir yaklaşım içeriyor. Ancak Doğu Akdeniz’de hızla sertleşen askeri ve jeostratejik tablo düşünüldüğünde bu yaklaşım eksik kalıyor. Çünkü bölgede yaşananlar artık yalnızca karşılıklı açıklamalar düzeyinde okunabilecek gelişmeler olmaktan çok uzak Üstelik bugün Avrupa’da konuşulan da sadece güvenlik değil. Aynı zamanda yeni bir ekonomik ve savunma mimarisi kuruluyor. “Made in Europe” vurgusu tam da bu yüzden sık sık gündeme geliyor. Avrupa savunma sanayisini, tedarik zincirlerini ve güvenlik altyapısını mümkün olduğunca kendi içinde kurmaya çalışıyor SAFE gibi mekanizmalar da bu yaklaşımın parçası ve tam da bu nedenle ortaya çıkan tablo oldukça net: Avrupa yeni güvenlik ve üretim mimarisini kurarken, Hindistan gibi yeni gözdeler denkleme dahil ediliyor ancak Türkiye bu zincirin dışında tutuluyor Peki ama böyle bir tabloda Kıbrıs nerede duruyor dersiniz? Kıbrıs üzerinden kurulan Avrupa güvenliği söyleminin sadece askeri değil, aynı zamanda siyasi ve ekonomik sonuçları olabileceğini söylemiştim. Çünkü Türkiye’yi bölgesel denklemden uzaklaştırmaya dönük bir yaklaşımın Kıbrıs üzerinden güç kazanması ve Güney Kıbrıs ile Yunanistan’ın bu süreci siyasi kaldıraç olarak kullanma ihtimali küçümsenecek cinsten değil Tam da bu nedenle Kıbrıs’taki siyasi aktörlerin kullandığı dil önem kazanıyor. Çünkü adada kurulan bir cümlenin sadece Lefkoşa’da değil, Brüksel’de ve Ankara’da da karşılık bulması işten bile değil Cumhurbaşkanı Erhürman’ın sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamaya dönecek olursak… Her ne kadar serinkanlı ve sorumlu bir yaklaşım içeriyor olsa da, Doğu Akdeniz’de hızla sertleşen bu denklem düşünüldüğünde meseleye daha geniş bir stratejik çerçeveden bakılması gerekliliği de aşikar. Belki de tam da bu nedenle bugün silik cümlelerin değil güçlü sözlerin zamanı. Çünkü Doğu Akdeniz’de denklemi kuranlar çoğu zaman sessiz kalanlar değil, yerinde ve zamanında pozisyon alanlar olmuştur