Batı'nın kurduğu düzen çöküyor: NATO Türkiye için bir "güven" sorunudur
Dünya Medeniyetleri Girişimi Araştırma Merkezi (DÜNYAMER) 26-27 Haziran 2026 tarihinde İstanbul’da “Dünyada Güvenlik ve NATO Konferansı”nı düzenledi. Konferansın 2.oturumuna konuşmacı olarak katılan CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu, İkinci Dünya Savaşı sonrası Batı ekseninde kurulan kürese

Dünya Medeniyetleri Girişimi Araştırma Merkezi (DÜNYAMER) 26-27 Haziran 2026 tarihinde İstanbul’da “Dünyada Güvenlik ve NATO Konferansı”nı düzenledi. Konferansın 2.oturumuna konuşmacı olarak katılan CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu, İkinci Dünya Savaşı sonrası Batı ekseninde kurulan küresel nizamın derin bir varoluşsal kriz yaşadığını ifade etti Küresel hegemonya mücadelesinin sıcak çatışmalardan ziyade teknoloji, ekonomi ve sosyolojik fay hatları üzerinden yürütüldüğü tarihsel bir kırılma döneminden geçiyoruz. İkinci Dünya Savaşı'nın ardından kurulan Batı merkezli uluslararası kurumlar ve kurallar silsilesi, Doğu'nun amansız yükselişi ve çok kutuplu dünyanın ayak sesleriyle temelinden sarsılıyor. Kuşoğlu konuşmasında, ittifakın zayıflayan temellerini ve Türkiye'nin yeni dönemdeki stratejik önceliklerini değerlendirdi CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu, "Gerçekten de zor zamanlardan geçiyoruz; bizden önceki ve bizden sonraki kuşakların yaşamadığı türden sıkıntılarla karşı karşıyayız. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra ağırlıklı olarak Batılı devletler tarafından belirlenmiş kurallara ve bu kurallara göre şekillenmiş uluslararası kurumlara dayanan bir düzen vardı." ifadelerini kullandı. Kuşoğlu, mevcut durumu, "Ancak aradan henüz yüz yıl bile geçmeden, güç dengesinin Batı'dan Doğu'ya kaymasıyla birlikte bu düzen bizzat kurucuları tarafından bozulmak istendi. Şu an sadece askeri veya siyasi alanda değil, hayatın her hücresinde yeni bir düzen ve yeni kurallar arayışı var." sözleriyle değerlendirdi Geleceğe dair öngörülerini de paylaşan Kuşoğlu, "Bu güç mücadelesinin geçmişteki gibi sadece sıcak savaşlarla değil, çok daha farklı parametrelerle şekilleneceğini öngörüyoruz. Taşların nasıl yerine oturacağını, yeni uluslararası kurumların ve kuralların nasıl inşa edileceğini ise henüz tam anlamıyla kestiremiyoruz. Yeni dönemin kriterleri eskisinden tamamen farklı olacak." diyerek süreci aktardı Soğuk Savaş dönemiyle günümüzü kıyaslayan Kuşoğlu, "NATO'nun kurulduğu dönemde Batı ve Doğu blokları, kapitalizm ve sosyalizm gibi kesin sınırlarla ayrılmış ideolojilere sahipti. O dönemin teknolojisi insanlara refah ve umut vadediyordu; yeni bir otomobil veya traktör almak, o makineyle üretim yapmak başlı başına bir heyecandı. Bugün ise teknoloji çok daha ileri seviyede olmasına rağmen maalesef aynı refahı vadetmiyor." dedi Milli güvenlik konseptindeki evrimi anlatan Kuşoğlu, şu detayları aktardı: "Geçtiğimiz aylarda katıldığım bir milli güvenlik belgesi toplantısında da vurguladığım gibi, tehditler ve fırsatlar boyut değiştirdi. Geçmişte yalnızca askeri ve siyasi çerçeveden baktığımız güvenlik kavramı; bugün yapay zeka, CRISPR-Cas9 (gen düzenleme) gibi projeler, siber güvenlik, gıda, su ve çevre krizleri ile doğrudan bağlantılı hale geldi. Teknoloji, günümüz dünyasında devletler ve toplumlar için bizzat bir tehdit unsuru olmaya başladı." Ekonomik riskleri de masaya yatıran Kuşoğlu, "Öte yandan ekonomik bağımsızlık ve borç sarmalı devasa bir sorun. Bugün dünya ekonomilerinin toplam borcu 330 trilyon dolara ulaşmış durumda; bu rakam, yaklaşık 120-130 trilyon dolar olan küresel gayrisafi hasılanın çok üzerinde. Sadece ABD'nin, kendi para birimiyle borçlanmasına rağmen 38 trilyon dolar borcu var. Bu durum, bizim gibi gelişmekte olan ülkeler için çok daha büyük bir yıkım potansiyeli taşıyor. Enerji krizleri ve ekonomik sürdürülebilirlik artık doğrudan birer milli güvenlik sorunudur." değerlendirmesinde bulundu Devletin ve kurumların işleyişine yönelik de eleştiriler getiren Kuşoğlu, "Kesinlikle öyle. Bir sosyal güvenlik uzmanı ve eski bir kurum yöneticisi olarak net bir şekilde ifade edebilirim ki; bugün Batı'daki neredeyse tüm sosyal güvenlik kurumları iflasa sürükleniyor. Kendi kurumumuzun dahi devasa açıklar verdiği bir süreçteyiz. İkinci Dünya Savaşı sonrası oluşturulan bu refah kurumlarını acilen rehabilite etmek zorundayız. Toplumun, bireylerin ve sosyolojinin değişen ihtiyaçlarına göre devlet aygıtının baştan aşağı yeniden dizayn edilmesi gerekiyor. Örneğin eğitim artık sadece çocukların sabah gidip binalara kapandığı bir süreç olmaktan çıkıyor; esnek ve uzaktan çalışma hayatımızın merkezine yerleşti." söyledi Kuşoğlu küresel çaptaki demografik ve ekonomik değişimi ise şu sözlerle ifade etti: "Paranın dahi doğası değişiyor. Para artık klasik bir mübadele aracı olmanın ötesine geçerek, servetin saklanması ve Batı hegemonyasının devamlılığını sağlayan stratejik bir aygıt haline geldi. Diğer yandan, dünya genelinde gelir ve servet eşitsizliği had safhaya ulaştı; orta sınıf erirken dolar milyonerleri ve aşırı yoksul kesimler arasındaki uçurum derinleşiyor. Buna ek olarak, dünya genelinde sayıları 70 milyonu bulan devasa bir göçmen ve mülteci dalgası var. Bu kitleler, ülkelerin sadece ekonomilerini değil; kültürlerini, dinsel inançlarını ve dolayısıyla siyasetlerini de kökünden değiştiriyor. İngiltere ve Avrupa'da yükselen radikal siyasi akımlar bunun en somut yansımasıdır." İttifak tartışmalarına değinen Kuşoğlu, "Sayın Doğu Perinçek'in de sabahki oturumda isabetle vurguladığı gibi, NATO veya olası bir Türkiye-İran-Rusya-Çin ittifakı tartışılırken tüm bu saydığımız teknolojik, ekonomik ve sosyolojik unsurların masaya yatırılması zorunludur. Askeri gücü bizzat şekillendiren bu unsurları anlamadan yeni bir ittifak kurgulamak imkansızdır." diye konuştu İttifakın kendi içindeki krizini ise şu cümlelerle değerlendirdi: "NATO'nun mevcut durumuna gelirsek; ittifakın hem dışarıdan algıladığı tehditler var hem de kendi içinden kaynaklanan derin krizleri mevcut. Özellikle Türkiye gibi ülkeler için NATO, bir "güvenlik ittifakı" olmaktan çıkıp bir "güven sorunu" haline gelmiştir. Biz güney kanadında terörle, göçle ve Ortadoğu'daki istikrarsızlıklarla fiilen boğuşurken, kuzey kanadında çok daha farklı tehdit algıları kurgulanıyor. NATO kendi iç fay hatlarıyla yüzleşmek zorundadır; zira ortak tehdit algısı, siyasi güven ve karar alma kapasitesi zayıfladığında askeri güç tek başına bir anlam ifade etmez." İttifakın sorun yaşadığı alanları sıralayan deneyimli siyasetçi, bu noktaları şöyle aktardı: "İttifakın karşı karşıya olduğu sorunlar dört temel fay hattında toplanıyor: Birincisi; "Batı" kavramı eski bütünlüğünü yitirmiştir. Popülizm, otoriterleşme ve ekonomik baskılar müttefiklerin dış politika tercihlerini esir almıştır. İkincisi; tehdit algıları ortak değildir. Doğu Avrupa için Rusya varoluşsal bir tehdit olarak sunulurken, bizim gibi ülkeler için terör ve Akdeniz güvenliği en yakıcı gerçeklerdir. Üçüncüsü; transatlantik ilişkilerin öngörülebilirliği zayıflıyor. Washington'un Avrupa güvenliğine yaklaşımındaki dalgalanmalar, müttefiklerdeki güven problemini büyütüyor. Dördüncüsü ise Avrupa'nın kendi savunma sorumluluğunu ne ölçüde üstleneceğidir; ki Avrupa bu konuda ne yapacağını bilmez bir haldedir." Kuşoğlu son olarak Türkiye'nin beklentilerine vurgu yaparak, "Biz meseleye dar bir askeri pencereden değil; jeopolitik, jeostratejik ve halkın menfaatlerini önceleyen devlet aklıyla bakıyoruz. NATO'da gerçekçi ve köklü bir değişimin olması kaçınılmazdır. Ancak her şeyden önemlisi, Türkiye için temel mesele "güven"dir. Türkiye'nin aynı ittifak çatısı altında bulunduğu ülkelere güvenmesi şarttır ve müttefiklerin de Türkiye'ye bu güveni tereddütsüz bir şekilde vermeleri gerekmektedir." söyledi


