Bakü'nün cesareti, Erivan'ın inzivası - askeri kriz İran'ı komşularıyla birlikte sınadı - YORUM
İran'ın nükleer programı etrafında yaratılan gerginlik, bu yıl 28 Şubat'ta ABD ve İsrail'in İslam Cumhuriyeti'ne büyük hava saldırılarıyla sonuçlandı. Tabii yakın çevrede yaşanan olaylar Azerbaycan'da da endişe yarattı. Bakü yetkilisi, süreci dikkatle izlediğini belirterek endişelerini dile getirdi

İran'ın nükleer programı etrafında yaratılan gerginlik, bu yıl 28 Şubat'ta ABD ve İsrail'in İslam Cumhuriyeti'ne büyük hava saldırılarıyla sonuçlandı. Tabii yakın çevrede yaşanan olaylar Azerbaycan'da da endişe yarattı. Bakü yetkilisi, süreci dikkatle izlediğini belirterek endişelerini dile getirdi Askeri gerilimin ilk gününde Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı (Dışişleri Bakanlığı) bir açıklama yaparak gerilimin hem bölgesel hem de küresel güvenlik açısından ciddi bir tehdit olduğunu ilan etti. Azerbaycan, taraflara gerilimi daha da artıracak eylemlerden kaçınmaları ve diyalog masasına dönmeleri çağrısında bulundu Hava saldırılarının ertesi günü Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, İranlı mevkidaşı Masoud Pezeshkian'a bir taziye mektubu gönderdi. Mektupta İran'ın Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney'in "trajik ölümünden" duyulan üzüntü dile getirildi. Daha sonra Cumhurbaşkanı I. Aliyev bu ülkenin Azerbaycan'daki büyükelçiliğini ziyaret ederek orada İran devletine taziyelerini iletti Kronolojik sırayla gösterdiğimiz bu olaylar, Azerbaycan'ın İran çevresinde olup bitenlere karşı tutumunun tarafsızlığa, komşuluk pragmatizmine ve egemenliğe saygıya dayalı olduğunu bir kez daha kanıtladı. Dışişleri Bakanlığı'nın açıklaması, Azerbaycan'ın çatışmada taraf olmayı kategorik olarak reddettiğini gösteriyor. Yetkili Bakü, İran gibi büyük bir ülkenin komşuluğunda yaşadığı askeri, ekonomik ve insani krizin bölge için tehlike olduğunu ve sonuçlarının Azerbaycan'ı da etkileyebileceğini biliyor. Dolayısıyla bu tepki ve açıklamalara ulusal çıkarların korunması açısından da bakılmalıdır İran'a yönelik hava saldırıları karşısında Azerbaycan, komşu ülkeye insani yardım gönderen ilk ülke oldu. Bu sadece bir hayırseverlik eylemi değil, aynı zamanda derinlemesine düşünülmüş bir stratejik hamle, diplomatik bir hamledir. Azerbaycan, yukarıda belirtilen açıklama ve açıklamaların sadece laftan ibaret olmadığını, bağımsız bir dış politika izlediğini ve herhangi bir askeri bloğa katılmadığını pratikte göstermiştir. Bu yaklaşım aynı zamanda dünyaya bir mesaj olarak da değerlendirilmelidir: "Yandaki yangını söndüren benim." Öte yandan resmi Bakü'nün bu adımı, Azerbaycan'ın bölgede sadece ekonomik değil, ahlaki ve siyasi istikrar sağlayıcı rolünü de ortaya çıkardı Unutulmamalıdır ki uluslararası ilişkiler sisteminde ilk yardımı sağlayan ülke her zaman gündemi belirler. Azerbaycan, bölgedeki süreçleri dışarıdan takip etmediği, olayların merkezinde olduğu ve insani krizlere karşı çabalara katılmaya hazır olduğu mesajını veriyor. Azerbaycan'ın bu cesur adımı diğer bölgesel oyuncular için bir yol haritası haline geldi ve "topyekün savaş" aşamasındaki gerilimin ortadan kalkmasında psikolojik etki yarattı İran'la ilişkilerde son yıllarda yaşanan diplomatik soğukluğa rağmen gönderilen yardım konvoyları Bakü'nün "gerçekçi komşuluk" modelini doğruladı. Bununla resmi Bakü, insani koşulların hassas olduğu dönemlerde devletler arasındaki farklılıkların bir kenara bırakılması gerektiğini de kanıtladı. Ekleyelim ki, Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in talimatıyla 18 Mart'ta İran'a ikinci insani yardımın gönderilmesi, ülke başkanının bu konuya özel önem verdiğini teyit ediyor. Yani Azerbaycan'ın yaptığı yardım sembolik bir jest değil, gerçek ihtiyaçları karşılamayı amaçlıyor. Aynı zamanda savaş ve hava saldırıları koşullarında yardım konvoylarının düzenlenerek apartmana teslim edilmesi Azerbaycan'ın acil durum yönetimi ve lojistik yeteneklerinin üst düzeyde olduğunu gösterdi Resmi Bakü'nün bu yaklaşımı, jeopolitik konumunu sadece bölgenin refahı için kullanmaya çalıştığını da ortaya koydu. Rusya da bu politikası sayesinde Mart ayında Azerbaycan topraklarından İran'a üç kez insani yardım gönderdi Yaşananlar aynı zamanda Azerbaycan'ın bağımsız dış politikasının bir başka tezahürüdür. Yani Azerbaycan, topraklarını insani yardım için "açık koridor" ilan ederek, sadece enerji ve yük taşımacılığında geçiş noktası olmadığını, aynı zamanda bölgesel güvenlik ve insani dayanışma açısından da vazgeçilmez bir köprü rolü oynadığını gösteriyor. Aynı zamanda ABD ve İsrail ile eşit ortaklık ilişkileri Azerbaycan'ın Rusya ve İran ile komşuluk politikasına engel teşkil etmemektedir Bakü'nün bu adımla hem Batı'nın hem de bölgenin askeri blokları karşısında egemenliğini ve tarafsızlığını koruyarak, tüm dünyaya "askeri operasyonların destekçisi olmadığı, barışı yeniden tesis etmek ve insan hayatını kurtarmak için tüm yeteneklerini seferber ettiği" mesajını verdiğini de ekleyelim. Böylece, Azerbaycan, lojistik yeteneklerini ahlaki ve siyasi avantajla birleştirerek kendi güvenlik tamponunu oluşturdu ve bölgenin kaosa sürüklenmesini engelleyen ana arabuluculardan biri oldu Ayrıca Azerbaycan'ın bu adımlarının uzun süredir Bakü-Tahran ilişkilerine zarar vermek isteyen bir takım güçlere ağır bir tokat olduğunu da söylemek gerekir. Örneğin Azerbaycan'a yönelik karalama kampanyası, İran'la ortak projeler, Zengezur Koridoru, Azerbaycan'ın bölgesel tehdit olarak sunulması, İran'ın Ermenistan uzmanı Mehdi Subhani, İranlı uzman Ehsan Movahedian gibi isimlerin "Siyonizmin kalesi" olması tamamen alt üst edildi. Sübhani gibilerin "Azerbaycan topraklarının İran'a karşı askeri sıçrama tahtası olarak kullanılmasına izin verir" şeklindeki yanlış ve çürük tezleri boşa çıktı İran'ın eski Ermenistan büyükelçisi demişken, bir zamanlar bu ülkeyi dostu ve stratejik müttefiki olarak nitelendiren Ermenistan'ın, bugün açıkça "dostça samimiyet" göstermekten imtina etmesi ilginçtir. Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan ülkesinin İran'a yardım gönderdiğini söylese de bunu sır olarak saklamaya çalışması bir devletin siyasi iradesinin zayıflığını ve uluslararası merkezlere bağımlılığını gösteriyor Öte yandan Azerbaycan'ın gösterdiği konum bambaşka bir devletçilik ekolünün tezahürüdür. İran'ın Dini Lideri suikastından sonra Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in bu ülkenin büyükelçiliğine gidip taziyelerini ileten ilk kişi olması sadece bir diplomatik protokol değil, aynı zamanda ciddi bir örnek sayılabilecek bir cesaret örneğidir. Azerbaycan bu adımla komşumuzla ilişkimizin üçüncü tarafların çıkarlarına veya küresel güçlerin yaklaşımına bağlı olmadığını dünyaya ilan etti. Bu, egemenliğin ve gerçek komşuluk hakkının en yüksek biçimidir Aynı adımı ne Ermenistan yönetiminden, ne de o ülkenin hiçbir yetkilisinden görmedik. Başbakan Paşinyan ve Ermenistan Cumhurbaşkanı'nın, Hamaney'in ölümü nedeniyle bu ülkenin büyükelçiliğine gitmekten çekinmeleri ve sadece diplomatik görgü adına taziyelerini iletmekle yetinmeleri, Erivan-Tahran ilişkilerinin samimi olmadığını, İran'ın uzun yıllar Ermenistan'a boşu boşuna nefes aldırıcı rol oynadığını bir kez daha kanıtlıyor. Bunun yerine, Mirzoya'nın bugün taziye konusunda sessizlik ve gizli yardıma ilişkin açıklamasını "başardı" Kendilerini İran'ın dostu olarak tanıtan ülkelerin uzun yıllar sessiz kaldığı bir dönemde ilk adımın Azerbaycan'dan gelmesi, "dost kısa sürede tanınır" ve "tarih en büyük yargıçtır" düşüncesinin açık bir kanıtıdır. Bu sadece bir insani destek değil, aynı zamanda yıllardır yürütülen siyahi PR kampanyasına da verilen en sağlam yanıttır. Yaşananlar gösterdi ki, bugün İran için en güvenilir, en emniyetli, şeffaf ve istikrarlı sınır Azerbaycan sınırıdır Bu aynı zamanda yeni bir güven haritasının oluşturulacağını da gösterir. Kriz döneminde Azerbaycan daha güçlü, güvenilir, sadık bir dost ve komşu olarak öne çıktı. Ermenistan korkakça sessizliği ve açıklanmayan "gizli yardımı" ile hatırlandı. Resmi Tahran'ın bir sonraki aşamada dostlarını ve ortaklarını yeniden değerlendirirken bu noktaları dikkate alacağı varsayılabilir Kullanırken sitedeki materyallere başvurmak önemlidir. Web sayfalarında bilgi kullanıldığında hiperlink ile referans verilmesi zorunludur


