Aşıklar ölmez
İstanbul, Fatih Camii, 16 Mart 2026 Cenaze programına göre İlber Ortaylı'nın naaşı, daha önce çalıştığı Galatasaray Üniversitesi'ne getirildi. Anma töreninin ardından kortej Beşiktaş'tan Fatih Camii'ne doğru yola çıktı. Ünlü tarihçi, kılınan cenaze namazının ardından Fatih Camii mezarlığında (cami a

İstanbul, Fatih Camii, 16 Mart 2026 Cenaze programına göre İlber Ortaylı'nın naaşı, daha önce çalıştığı Galatasaray Üniversitesi'ne getirildi. Anma töreninin ardından kortej Beşiktaş'tan Fatih Camii'ne doğru yola çıktı. Ünlü tarihçi, kılınan cenaze namazının ardından Fatih Camii mezarlığında (cami avlusunda bulunan tarihi mezarlık) toprağa verildi Fatih Sultan Mehmed'in 15. yüzyılda yaptırdığı caminin avlusunda yer alan antik mezarlığa, Osmanlı devletinin büyük alimleri, tarihçileri ve devlet adamları defnedildi. İstanbul'u fetheden Fatih Sultan Mehmed burada türbesinde yatmaktadır. Tanınmış Türk tarihçilerinden İlber Hoca'nın öğretmeni ve akademik danışmanı Halil İnalcık da bu salonda uyuyor İlber Ortaylı, hayatı boyunca Osmanlı tarihini, imparatorluğun idari sistemini ve kültürünü inceleyen bir tarihçiydi. Bu nedenle onun buraya gömülmesi, bir bilim adamının yaşamının mantıksal sonucu gibi görünüyor: tarihini incelediği dünyanın merkezinde sonsuz dinlenmeye çekilmek. Bu bir nevi sembolik dönemdir; Osmanlı'yı kitaplardan anlayan tarihçi, Osmanlı alimlerinin uyuduğu topraklara atanır. Böyle bir yere gömülmek bir bilim adamı için Türkiye tarihinde ender görülen bir onurdur "Tanıdığım en büyük İrancı" 20. yüzyıl Azerbaycan doğu araştırmaları ekolünün en büyük temsilcilerinden biri olarak kabul ediliyor. İran filolojisi, klasik Fars edebiyatı ve metin çalışmaları alanında tanınmış bir bilim adamı ve uluslararası akademik çevrede tanınan bir oryantalistti. Prestijli Harvard Üniversitesi, Profesör Rustam Aliyev'e (1929-1994) bilimsel araştırmalarından dolayı fahri doktora unvanı verdi İlber Ortaylı (1947–2026), Osmanlı ve Avrasya tarihinin en etkili tarihçilerinden biri olarak tarihi metinlere özellikle duyarlı bir bilim adamıydı. Tanıştığımız gün Azerbaycanlı olduğumu öğrenir öğrenmez "tanıdığım en büyük İranlı" Rüstem Aliyev'den bahsetmeye başladı; kendisi kadar Farsça bilen ikinci bir alim tanımadığını söyledi Tahran, 1980'ler Tahran'da düzenlenen bilimsel bir konferansta ilginç bir olay yaşanıyor. Olayı bizzat İlber Ortaylin anlattı Konferansın aralarında Rüstem Aliyev ve akademisyenler klasik Fars şiiri hakkında fikir alışverişinde bulundular. Azerbaycanlı bilim adamı konuşurken çevresinde toplananlar onun derin bilgisine ve zengin okumalarına hayran kalıyor. Akşam yemeğinde Rüstem Bey misafirlere Firdevsi'nin "Şahname"sinden ayetler okuyor. İlber Ortayl, "Bu bir bilim adamının anısı değildi, bir kültürün yaşayan belleğiydi" diye anımsıyor. - Rüstem Bey o akşamı unutulmaz bir Şehname gecesine dönüştürdü Bu, Rüstem Aliyev'e tesadüfen verilmiş bir ödül değildi; Çünkü Osmanlı, İran ve Kafkas tarihini derinlemesine anlamak için klasik Fars dili, edebiyatı ve metinlerine dair üst düzeyde bilgi sahibi olmak şarttır. Ortaylı, Azerbaycanlı bilim adamının tartışılmaz otoritesine de özellikle dikkat çekti Böyle bir ilişki aslında iki bilim okulunun karşılıklı saygısını ifade ediyor: Biri Bakü Şarkiyat Okulu, diğeri ise İstanbul Tarih Okulu. İki seçkin bilim adamının ilişkisi, iki aydının karşılıklı saygısıydı. İlber Hoca'nın Profesör Rüstem Aliyev hakkındaki sözleri de önemli bir özelliği gösteriyor: Büyük bilim adamları birbirlerini milliyetlerine göre değil, bilime katkılarına göre değerlendiriyorlar. Rüstem Aliyev klasik Doğu metinlerini dünyaya açan bir bilim adamı, İlber Ortayl ise bu metinlerin yarattığı tarih sahnesini açıklayan bir tarihçiydi. Bilim aristokrasisi unvanlarla değil, birbirini tanıma ve takdir etme yeteneğiyle ayırt edilir. Bu aristokrat bilim adamlarının arasında Türk dünyasının iki büyük bilim adamı da vardı İlber Ortayl'ın büyük bilim adamımıza verdiği bu ödülü yıllar sonra sevgili dostum, önde gelen oryantalist, akademisyen Rafael B. Huseynov'a anlattım. Öğretmen Rafael'in ikisiyle de çok iyi bir dostluğu vardı. İlber Ortaylı, Rüstem Aliyev'i büyük bir saygı ve hayranlıkla anlattı. Profesör Rafael'e göre bu, bir bilim okulunun diğerine gösterdiği saygıdır Nuru Paşa'nın masasından geleceğe bakış: 1918'den günümüze, Bakü'nün merkezinde, Nizami Gencevi Edebiyat Müzesi'nin koridorlarında yürürken, akademisyen Rafael Hüseynov'un ofisine giren insanı ilk karşılayan şey tarih nefesidir. Çünkü bu oda yalnızca seçkin bir Doğu bilim adamının çalışma yeri değil; Bakü'yü karanlıktan aydınlığa çıkaran Kafkas İslam Ordusu komutanı Nuru Paşa'nın iradesinin hissedildiği yerdir burası 1918 sonbaharında bir çift mavi göz bu odanın penceresinden Hazar Denizi'ne baktı. O dönemde "Metropol" oteli olan bu bina, bir milletin kaderinin belirlendiği yerdi. Nuru Paşa o masadaki haritayı açtığında belki de kimse o anlarda sadece bir şehrin değil, bütün bir milletin geleceğinin kurtarıldığını bilmiyordu. O duvarlar Paşa'nın hem yorgunluğunu hem de sarsılmaz kararlılığını hafızasına aktardı Yıllar geçti, zaman çarkını çevirdi, oda sahibini değiştirdi. Ancak mekanın ruhu hiçbir zaman kaybolmadı. Şimdi o masanın arkasında Azerbaycan'ın söz varlığının koruyucusu Rafael Huseynov oturuyor. Ve bir gün yine bir dev, tarihin yaşayan ansiklopedisi İlber Ortayl açar o odanın kapısını Dün gece Rafael öğretmenin İlber'in ölümü üzerine yazdığı güzel bir makaleyi okudum. Yazıya İlber Ortaylin'in o tarihi mekanda çekilmiş fotoğrafları da eşlik etti. Çok duygusaldım; Fotoğrafın dondurduğu o anın ne kadar derin olduğunu düşündüm. İlber Bey'in yüzündeki ciddiyet duvarların fısıltısını duymuş olmasındandır. Fotoğrafa bakıldığında Hodgya İlber sanki bir asır önceki kurtarıcının gölgesini hissediyormuş gibi görünüyor Bu fotoğraf üç kez gerçekleşen bir toplantıdır: Bir yanda Bakü'yü kurtaran generalin anısı, - bir yanda Azerbaycan kültürünün anısını yaşatan bir bilim adamı, - diğer yanda Osmanlı ve Avrasya tarihini dünyaya anlatan bir tarihçi Tarih, ona dokunabildiğiniz zaman canlanır. İlber Hoca'nın mutluluğu, Nuru Paşa'nın silahla kurtardığı şehrin bugün sözle, ilimle yaşadığını görmek gibidir. Bir zamanlar top sesleriyle titreşen bu duvarlar, şimdilerde öğretmen Raphael'in önderliğinde bilimsel tartışmaların ve kardeşlik bağlarının tanığı haline geldi. Tarih silah seslerinden kitap ve metin seslerine geçti. Nuru Paşa'dan İlber Hoca'ya uzanan bu yol aslında bir milletin köklerine, kimliğine dönüş yoludur. O oda, tarihimizi sadece sayfalardan okumadığımızı bir kez daha kanıtlıyor; hala o ruhla yaşıyoruz. Ve o pencereden özgür Bakü'nün güneşi süzülüyor; Paşa'nın hayalini kurduğu, Rafael'in koruduğu öğretmen ve İlber Hodgman'ın hayranlıkla izlediği o güneş Nuru Paşa'dan İlber Hoca'ya uzanan bu hat aslında bir milletin hafızasına ve köklerine giden görünmez bir yol gibidir. Bir zamanlar Türk Paşası'nın çalıştığı oda, tarihin sadece kitapların sararmış sayfalarında yaşamadığını bize hatırlatıyor; hâlâ nefes alıyor, duvarlarda, anılarda, insanların anılarında yaşıyor. Ve o pencereden özgür Bakü'nün güneşi içeri giriyor; Nuru Paşa'nın bir zamanlar hayalini kurduğu, Rafael hocanın büyük saygıyla koruduğu, İlber hocanın hayranlıkla izlediği o güneş Aşıklar ölümsüzdür İlber Ortaylı'nın ölüm haberini duyunca aklıma Yunus Amra'nın "Aşıklar ölümsüzdür" şiiri geldi. "Aşıklar ölümsüzdür" ayeti Türk-İslam düşüncesinde çok meşhur bir sözdür. Yunus Amre de bu ifadeye çok büyük bir anlam yüklemiştir: "Aşıklar ölmez." Bu, Allah sevgisini yaşayanların ruhen ölümsüz oldukları anlamına gelir. Yani sevgi ve hakikat yoluna düşen insan bedenen ölebilir ama ruhen yaşar. Yunus Amra'nın ana fikri şudur: İnsanın gerçek varlığı bedeni değil, ilahi aşkla dirilen ruhudur. Bu açıdan bakıldığında o ayet sadece şiirsel bir cümle değil, tasavvuf dünya görüşünün kısa bir formülüdür Aşıklar ölmez. Tarihe, bilgiye, kültüre aşık insanlar gibi... İlber Ortayl da o bilim adamlarından biriydi. Bedeni ölümlü olmasına rağmen düşünceleri ve öğrettiği tarih yaşadı ve yaşayacak Aşıklar ölmez ya Rabbi, ne var bunda, çaresi yok. Garip kalbim aşktan hiç yorulmuyor Aşk pazarıdır bu canlar satılıktır, satarım ruhumu kimse almaz Aşkı insandır, Dünya malı, ahiret korkusu, bir kuruş sayılmaz Dünyada ol, ahirette sevgiliye yer var, kimse bilmiyor, Yunus öldü diyorlar. O bir cesettir, aşıklar ölmez


