ABD geçmişi tekrarlıyor, korkunç "kabus" geri dönüyor: Ortadoğu'daki "ateş" tüm dünyayı saracak
Ortadoğu'da yeni bir büyük askeri çatışma tehdidi giderek daha ikna edici görüntüler almaya başladı. Dolayısıyla ABD-İsrail ikilisinin İran'la yürüttüğü savaşın yakın gelecekte yeni bir küresel jeopolitik ablukaya dönüşmesi kesinlikle ihtimal dışı değil. Ve bu, tüm dünya için bir sonraki küresel sav
Ortadoğu'da yeni bir büyük askeri çatışma tehdidi giderek daha ikna edici görüntüler almaya başladı. Dolayısıyla ABD-İsrail ikilisinin İran'la yürüttüğü savaşın yakın gelecekte yeni bir küresel jeopolitik ablukaya dönüşmesi kesinlikle ihtimal dışı değil. Ve bu, tüm dünya için bir sonraki küresel savaş tehdidinin habercisi gibi görünüyor Şunu da belirtmek gerekir ki Ortadoğu'da son dönemde yaşananlar, bölgenin sadece yerel çatışmaların yaşandığı bir yer olmadığını bir kez daha ortaya koydu. ABD-İsrail ikilisi ile İran arasında hızla derinleşen askeri çatışmalar halihazırda bölgesel çerçeveyi aşmış durumda ve büyük güçler arasında yeni bir dolaylı çatışma aşamasına dönüşme tehlikesi taşıyor. Çünkü son bilgiler bu sürece sadece askeri operasyonların değil, siyasi-diplomatik ve jeopolitik manevraların da eşlik ettiğini gösteriyor Mesele şu ki, "The Washington Post" gazetesinin Beyaz Saray yetkililerine dayandırdığı iddialara göre Rusya, ABD savaş gemileri ve uçaklarının koordinatları hakkındaki bilgileri gizli kanallardan İran'a aktarıyor. Kremlin bu iddiaları kesinlikle reddediyor. Aynı zamanda Rusya'nın buna paralel olarak askeri çatışmanın durdurulması için arabuluculuk rolünü teklif etmesi de dikkat çekiyor İran Dışişleri Bakanlığı'nın daha açık bir tutum sergileyerek Rusya ve Çin'in resmi olarak Tahran'ı "siyasi ve diğer yollarla" desteklediğini açıklaması ilginçtir. Bu açıklama, Ortadoğu'daki askeri-politik krizin şimdiden daha geniş ölçekli bir jeopolitik düzeye doğru ilerlediğini gösteriyor. Ve böylece bu süreç giderek iki küresel blok arasında dolaylı bir askeri çatışmaya dönüşüyor ABD ve bölgesel müttefikleri ile İran ve onu destekleyen küresel güçler arasında keskin bir askeri-stratejik çatışmanın yadsınamaz bir gerçek olduğu anlaşılmaktadır. Her halükarda bu, askeri çatışmanın yerel bir çatışmadan jeostratejik sistem rekabetine dönüşebileceğini gösteriyor. Bu da ABD-İsrail ikilisinin hızlı bir zafer kazanma ihtimalinin boşa gidebileceği ve aynı zamanda modern dünyanın yakın gelecekte daha büyük askeri-stratejik çalkantılarla karşı karşıya kalabileceği anlamına geliyor Mevcut askeri-siyasi durumun tarihsel örneklerinin bulunduğunu da belirtmek gerekir. Nitekim 2003 yılında ABD Başkanı George Bush, Irak savaşından dönen devasa bir savaş gemisinde bir konuşma yaparak "Görev Tamamlandı" ilan etti. Açıklaması, Irak savaşı bağlamında ABD'nin askeri zaferinin ilanı olarak sunuldu Ancak ilerleyen yıllar, Irak savaşının kısa süreli bir askeri harekat olmadığını gösterdi. Yani ABD, bölgede onlarca yıldır süren istikrarsızlıkla ve kaos diktatörlüğüyle karşı karşıyaydı. Irak topraklarındaki silahlı çatışma, yeni radikal terör gruplarının ortaya çıkmasının ve bölgesel güç dengelerinin değişmesinin ana nedenlerinden biri haline geldi. Şimdi ise o uçak gemisinin ABD kıyılarına dönmesi ve İran krizinin arka planında yeniden ortaya çıkması, bir anlamda tarihin tekerrürü tartışmasını güçlendiriyor Ancak ABD'nin savaş bölgesine üçüncü bir uçak gemisi grubunu göndermeye hazırlanıyor olması askeri tırmanışın ciddi boyutlara ulaştığını gösteriyor. ABD Donanması'nın planlarına göre, USS George H.W. liderliğindeki bir saldırı grubu. Bölgeye Bush (CVN-77) uçak gemisi gönderilebilir. Ancak bölgede şu anda iki hava yolu şirketi faaliyet gösteriyor. USS Abraham Lincoln ve USS Gerald R. Ford'dan sonra üçüncü bir uçak gemisi grubunun aynı bölgede konuşlandırılması genellikle yalnızca büyük ölçekli askeri operasyonlar veya stratejik güç gösterileri sırasında gerçekleşir Bazı iddialara göre bu, ABD'nin olası yeni bir askeri gerilim aşamasına hazırlandığının önemli işaretlerinden biri olarak değerlendiriliyor. Bu bağlamda, İran'la yapılacak bir savaşın ABD için çok pahalı bir askeri işgale dönüşebileceği artık göz ardı edilmiyor. İşte bu yüzden Batı basını yavaş yavaş İran savaşının mali ve ekonomik yönünü öne çıkarmaya başladı Gerçek şu ki, Batı basınının ön tahminlerine göre, yalnızca İran'a yönelik ilk 100 saatlik askeri operasyon ABD'ye yaklaşık 5,82 milyar dolara mal oldu. Böylece Beyaz Saray'ın askeri operasyonlara yönelik harcamalarının yaklaşık 3,3 milyar dolar olduğu, İran'ın misilleme saldırıları sonucunda kaybedilen ABD askeri altyapısının değerinin ise 2,52 milyar dolar olduğu bildirildi. Buna ek olarak, stok geri kazanımının maliyeti 3,1 milyar dolar olup günlük ek maliyet 758 milyon dolardır. Bölgede yer alan hava taşıma gruplarının erzak bedeli ise günlük 15 milyon dolar civarında Bu rakamlar, uzun vadeli bir savaşın sadece Orta Doğu bölgesi için değil, ABD ekonomisi için de ciddi bir mali yük oluşturabileceğini gösteriyor. Üstelik bu savaşın daha geniş bir alana yayılması halinde ABD'nin savaş masraflarının ve ekonomik kayıplarının kat kat artması da kesinlikle mümkün. Ve aynı zamanda mevcut durum savaşın uzamasına yol açarsa bunun askeri-stratejik bazı sonuçları da olabilir Birincisi, ABD ile İran arasındaki askeri çatışma, geniş çaplı bir bölgesel savaşa dönüşebilir. Üstelik İsrail faktörünün bu savaşa aktif katılımı, böyle bir tehdidin oluşma riskini daha da artırıyor. İkincisi, bu çatışma aynı zamanda küresel güçlerin dolaylı rekabet platformu haline gelmesi tehlikesine de elverişli koşullar yaratıyor. Özellikle Rusya-Çin ikilisinin İran'ı siyasi ve potansiyel teknik araçlarla desteklemesi ihtimali yeni bir jeopolitik abluka yaratabilir Son olarak, modern savaş tarihi, Orta Doğu'daki kısa vadeli askeri operasyonların sıklıkla uzun süreli çatışmalara dönüştüğünü de göstermektedir. Irak savaşı deneyimi bu konuda çok önemli bir örnektir. Dolayısıyla Orta Doğu'da yaşanan olaylar sadece bölgesel değil, aynı zamanda küresel güvenlik sisteminin gelecekteki kaderini belirleyebilecek askeri-stratejik süreçler olarak değerlendirilmektedir Elchin KHALIDBEYLI, Siyaset uzmanı, "Yeni Müsavat" Medya Grubu