1918 katliamları Ermeni vandallığının kanlı izleriydi
31 Mart, Azerbaycan tarihinde sadece üzüntü ve trajedi günü değil, aynı zamanda milli hafızanın, tarihi adalet mücadelesinin ve devlet iradesinin vücut bulmuş halidir. Mart-Nisan 1918'de Azerbaycanlılara karşı gerçekleştirilen toplu katliamlar, Ermeni milliyetçiliğinin "Büyük Ermenistan" şeklindeki

31 Mart, Azerbaycan tarihinde sadece üzüntü ve trajedi günü değil, aynı zamanda milli hafızanın, tarihi adalet mücadelesinin ve devlet iradesinin vücut bulmuş halidir. Mart-Nisan 1918'de Azerbaycanlılara karşı gerçekleştirilen toplu katliamlar, Ermeni milliyetçiliğinin "Büyük Ermenistan" şeklindeki efsanevi ideolojisi temelinde yürütülen sistematik etnik temizlik ve soykırım politikasının en kanlı aşamalarından biriydi Büyük lider Haydar Aliyev'in de belirttiği gibi, bu trajedinin gerçek mahiyeti uzun yıllar boyunca gizlendi, ancak bağımsızlık döneminde bu konunun devlet düzeyinde objektif ve hukuki-siyasi bir değerlendirmesi mümkün oldu. 26 Mart 1998 tarihli Kararname ile 31 Mart tarihinin "Azerbaycan Soykırımı Günü" olarak ilan edilmesi, aslında tarihimizin çarpıtılmış sayfalarının ortaya çıkarılması yönünde bir dönüm noktasıydı. Bu adım sadece anma niteliğinde değil, aynı zamanda uluslararası toplumun dikkatini halkımıza karşı uygulanan suç politikasına çekmeyi de amaçlıyor. Tarihi gerçekler ve çok sayıda araştırma, Mart-Nisan 1918'de Bakü Sovyeti'nin mandası altında faaliyet gösteren Taşnak-Bolşevik silahlı grupları tarafından Azerbaycanlılara karşı benzeri görülmemiş zulümler yapıldığını kanıtlıyor Bakü, Şamahı, Guba, Karabağ, Zengezur, Nahçivan, Erivan vilayetleri ve diğer bölgelerde onbinlerce barışçıl insan sırf etnik ve dini mensubiyetleri nedeniyle öldürüldü, yerleşim yerleri yıkıldı, kültürel ve dini anıtlar yerle bir edildi. 30 Mart - 3 Nisan 1918 tarihlerinde meydana gelen olaylarda 30 binden fazla Azerbaycanlının öldürüldüğünü, onbinlerce insanın vatanından sürdüğünü özellikle belirtmek gerekir. Şamahı kazasında yüzlerce köyün yerle bir edilmesi ve aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu binlerce insanın vahşice öldürülmesi bu trajedinin boyutunu açıkça göstermektedir. Guba kazasında yüzlerce yerleşim yeri yıkılmış, daha sonra ortaya çıkarılan toplu mezarlar bu suçların gerçek kanıtı haline gelmişti. Erivan vilayetinde ve Zengezur'da yaşanan olaylar da aynı vahşetle yürütüldü. Sadece Erivan ilinde yüzlerce köy yıkıldı, onbinlerce Azerbaycanlı öldürüldü veya mülteci durumuna düştü. Bu gerçekler, Azerbaycanlılara yönelik politikanın dönemsel değil, sistematik ve amaçlı olduğunu bir kez daha doğrulamaktadır Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev'in vurguladığı gibi, 19. yüzyılın başından itibaren Ermeni nüfusunun Azerbaycan'ın tarihi topraklarına yerleştirilmesi, demografik durumun şiddetli bir şekilde değişmesi, daha sonraki dönemlerde toplu katliamlar ve tehcirler bu politikanın tutarlı bir şekilde uygulandığını göstermektedir. 1905 ve 1918 olayları, 1920'de Zengezur'un Ermenistan'a nakledilmesi, 1948-1953'te Azerbaycanlıların tehciri bu kanlı politikanın ayrı aşamalarıdır. Önemli noktalardan biri de bu suçların sadece Azerbaycanlılara değil, bölgede yaşayan diğer halklara da yönelik olmasıdır. Lezgi, Yahudi, Rus, Avar ve Talış kökenli insanların öldürülmesi, bu vahşetin etnik ve dini hoşgörüsüzlük temelinde gerçekleştirildiğini bir kez daha kanıtlıyor. Sovyet döneminde bu olaylar örtbas edilse de bağımsızlık yıllarında yapılan bilimsel araştırmalar sonucunda yeni gerçekler ortaya çıktı. Özellikle 2007 yılında Guba'da bulunan toplu mezar, soykırımın gerçek boyutunu doğrulayan en önemli delillerden biriydi. Bu gerçeklerin uluslararası topluma aktarılması amacıyla Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in girişimiyle Guba Soykırımı Anıt Kompleksi kuruldu. Aynı zamanda 2018 yılında "Azerbaycanlılara Yapılan 1918 Soykırımının 100. Yıldönümünde" Kararnamesi'nin imzalanması, bu yönde yürütülen devlet politikasının tutarlı ve sistematik bir yapıya sahip olduğunu göstermektedir. Bu belgeler sadece tarihi hafızanın korunması açısından değil, aynı zamanda uluslararası düzeyde hukuki ve siyasi değerlendirme açısından da önem taşıyor. Bugün önümüzdeki temel görevlerden biri soykırımın gerçeklerini dünya toplumuna daha kapsamlı bir şekilde aktarmaktır. Büyük Önder Haydar Aliyev'in vurguladığı gibi bu, zor da olsa onurlu ve kutsal bir görevdir. Yabancı ülkelerde yaşayan Azerbaycanlı toplulukların, kamu kuruluşlarının ve her vatandaşın bu yönde aktif katılımı özellikle önemlidir. 31 Mart - Azerbaycanlıların Soykırımı Günü sadece geçmişin anılması değil, aynı zamanda geleceğe yönelik siyasi bir gündür ve manevi mesaj. Tarihi gerçeklerin unutulmaması, tahrif edilmesine izin verilmemesi ve uluslararası düzeyde duyurulması devletimizin öncelikli direktiflerinden biridir. 2020 yılında Başkomutan İlham Aliyev'in önderliğinde elde edilen Vatanseverlik Savaşı'ndaki tarihi zafer, bu adalet mücadelesinin mantıksal sonucu olarak değerlendirilebilir. Azerbaycan Ordusu, 30 yıla yakın süredir işgal altında olan toprakları kurtardı, halkımızın tarihi adaletini yeniden tesis etti, savaş alanında şehitlerimizin intikamını aldı. Bugün 31 Mart trajedisi sadece geçmişin acı bir anısı değil, aynı zamanda milli birliğimizin, devletliğimizin ve adalet mücadelemizin de simgesidir. Soykırım kurbanlarının anısını anmak ve onların gerçek sesini dünyaya duyurmak her Azerbaycanlının ahlaki görevi olmaya devam ediyor Parlamento Üyesi

